Kişinin Yalan Söylediği Beden Diliyle Nasıl Anlaşılır?

Beden diliyle bir kişinin yalan söylediğini anlayabilmek için, önce beden diliyle ilgili bazı bilgilere sahip olmak, sonra çok iyi bir gözlemci olmak gerekmektedir. Ancak şunu hemen belirtmek gerekir ki beden dilini ne kadar iyi bilirseniz bilin ya da ne kadar iyi bir gözlemci olursanız olun, bunların hiçbir kişiye sen kesinlikle yalan söylüyorsun demek için yeterli nedenler değildir. Ayrıca kişinin hareketlerine bakarak direk sen yalancısın demekte doğru olmaz. Bu konuda kişinin hareketleri bizlere sadece yalan söylediği konusunda ipuçları verebilmekte ancak kesin doğruyu vermemektedir.yalan.jpg3

Yalan insanda psişik( ruhsal ) bir gerginliğe sebep olur. Çünkü insan beyni mantık üzerine çalışmaktadır. Dolayısıyla söylenilen şey ile gerçekte var olan şey arasında uyumsuzluk olduğunda, beyin otomatik olarak uyumsuzluk sinyalleri göndermeye başlar ve söylenilen şey ile beyinden verilen sinyaller arasında farklılıklar oluşur. Bundan dolayı kişi ruhsal bir gerginlik içine girer. Ruhsal gerginlik( stres ) direk olarak kişinin bedenine yansır( duygu-beden ilişkisi) ve kişinin yalan söylediği konusunda karşı tarafa ipucu verir. Eğer iyi bir gözlemciyseniz karşı tarafın gerginlik içine girdiğini hemen anlayabilirsin.

yalan

Beden hareketleri özellikle yalan söylenildiğinde artmaktadır. Çünkü yalan söylemeye bağlı olarak kan akışı ve kalp atışlarında artış olmakta ve kişi stres altına girmektedir. Stres altında bulunan bir kişide kan sindirim sistemi organlarından çekilerek( mide, bağırsak) savunma organları olan kollara ve bacaklara doğru pompalanmakta ve bu durumda yalan söyleyen kişinin hareketlerinde artış yaratmaktadır. Yalan söyleyen kişi daha fazla kıpırdanmakta veya oturduğu yerde sağa sola sallanmaya başlamaktadır. Vücut savunmaya geçip hareketlenmeye başladığı için kişi bulunduğu yerde daha fazla hareket edebilmek adına bahaneler üretmeye başlar.

Yalan söyleyen insanlar bulundukları yerde oturmamak için yalanın hemen akabinde(1-2 dakika içerisinde ) bahane üreterek( su içemem lazım, lavaboya gitmem lazım vb. ) kalkar ve yer değiştirirler. Yani yalan söyleyen kişinin bedeninde beklenmeyen aşırı bir hareketlilik olur ki bu hareketlilikte karşı tarafa yalan söylediği konusunda ipucu verir.

Normal şartlar altında el hareketleri kişinin konuşmasıyla uyum içerisindedir. Ancak yalan söyleyen kişinin el hareketleriyle konuşması arasında bir uyumsuzluk vardır. Yani kişinin bedeni söylediği şeyleri tasdik edecek şekilde değil, uyumsuz ve farklı bir dilde hareket eder. Ya da yalan söyleyen kişi elleriyle aynı hareketi tekrarlamaya başlar yani elleriyle sürekli aynı hareketi yapar durur. Ya da kişi ellerini tamamen yok etmeye çalışır yani eller aslında avuç içleri saklanılarak gösterilmemeye, gizlenilmeye çalışılır. Çünkü avuç içleri (güvenilirliğin, doğruluğun, doğru söylenildiğinin göstergesidir, yalan söylemeyen bir kişi rahatlıkla avuç içlerini karşı tarafa gösterir) ben doğruyu söylüyorum, bana güvenebilirsin derken beyin söylenilen şeyin yalan olduğunu bildiği için otomatik olarak kişiye avuç içlerini saklama komutu verir.

yalan4

Burun yalanla özdeşleştirilmiş bir organdır, Pinokyo’nun yalan söylediğinde burnunun uzaması gibi. Sinir sisteminin en hassas uçları burunda olduğundan dolayı, beyinin verdiği uyumsuzluk sinyalleri, kendini ilk olarak burunda gösterir ve burun karıncalanmaya, kaşınmaya başlar. Ancak her burnunu kaşıyan kişi yalan söylüyordur demek de doğru olmaz. Çünkü gerçekten burnu kaşındığı içinde bir kişi burnunu kaşıyabilir. Bu iki sebepten dolayı burun kaşımak arasında küçük farklılıklar vardır. . Dokunuştaki sertlik veya yumuşaklık kaşıntıdan mı yoksa yalan mı söylediğinden dokunduğunun ipucunu verir. Bir kişi gerçekten burnu kaşındığı için burnunu kaşıyorsa, bu kaşıma hareketi kaşıntıyı gidermek adına daha kaba hareketlerle ve sert darbelerle yapılır. Oysaki yalan söyleyen bir kişinin burnunu kaşıması kaşıntıyı giderecek şekilde değil de nazik hareketlerle ve küçük, yumuşak darbelerle olmaktadır ki bu hareket de kişinin söylediği şeyin tamda söylediği gibi olmadığının belirtisidir. Kadınlar yalan söylediklerinde burunlarıyla daha çok oynamaktadır.

yalan.jpg2

Gözleri kaçırmak ve korkudan gözbebeklerinin küçülmesi de yine yalan söylenildiğinin bir ipucudur. Yalan söyleyen bir kişi karşısındaki kişiyle göz teması kurmaktan kaçınır. Kişi konuşurken ya sürekli başka şeylerle ilgilenmeye ya da başka taraflara bakmaya çalışır. Kafasını karşısındaki kişinin bulunduğu taraftan başka taraflara çevirir, ya da gözlerini sağa, sola, aşağı, yukarı oynatılır. Ancak; bu hareketin beden dilinde yalan söylemek olduğunu bilen birisi ise bu sefer yalan söylerken gözlerini karşısındakinin gözlerine diker. Yani doğal olanın dışında ki her davranış kişinin yalan söylediğine bir delalettir.

Ellerin ya da eldeki herhangi bir şeyin yüze yaklaştırılması da yine yalan söylenildiğinin bir belirtisidir. Eller yüze ne kadar çok yaklaştırılıyorsa yalan söyleme yüzdesi o kadar çok artmaktadır. Çünkü yalan söylemek utanılacak bir şeydir ve eller bu utanılacak şeyi gizlemek, utanma duygusunu ortadan kaldırmak için yüze doğru yaklaştırılarak yüz kapatılmaya, gizlenmeye çalışılır. Bu hareket bedenin otomatik olarak verdiği bir tepkidir.

yalan.jpg6

Kişinin hafifçe öksürmesi de yalan söylediğinin başka bir belirtisidir. Kişi boğazını temizlemek maksadıyla hafifçe öksürür çünkü bedeni söylenilen yalanı kabul etmemekte ve onu dışarı atmak istemektedir. Öksürmekte bedenin otomatik olarak verdiği bir tepkidir. Öksürmenin zaman kazanmak içinde uygulandığı görülmektedir. Karşı taraf yalan söylenildiğini fark etmiştir ve kişiyi sıkıştırmaya başlamıştır. Böyle durumlarda yalan söyleyen kişi hemen öksürmeye başlayarak zaman kazanmaya ve söylediği yalana kılıf bulmaya çalışır.

Kişinin küçük küçük ıslık çalma çabası içine girmesi de yalan söylediğinin bir belirtisi olmaktadır. Kişi yalan söylediği zaman sözü biter bitmez hemen akabinde ıslık çalmaya başlar, ıslık çalınırken de genellikle gözler yukarıya doğru bakıyordur. Yalan söylenildiği zaman erkeklerde gözler ve çevresi kaşınmaya başlar. Kadınlarda da göz ve çevresinde kaşınmalar olmaktadır ancak kadınlar gözlerine makyaj yaptıkları için göz yerine göze en yakın olan burunlarıyla oynarlar. Yakayla oynamak, boynun özellikle yan tarafını(arka tarafı yani ense değil) okşamak, çocuklarda parmak emmek, bir aksesuara uzanmak ve onu eline alarak bu aksesuarla uğraşmak da yalan söylenildiğinin belirtileri arasında yer almaktadır.

Ancak bu belirtilerin hiçbirisi kişinin kesinlikle yalan söylediğini kanıtlamaz, kanıtlamış olsaydı eğer bir kişiyi tutuklamak için sadece beden dili yeterli olurdu. Bedenin vermiş olduğu bu tepkiler sadece yalan söylenildiğinin ipuçlarıdır, ispatı değildir.

Yazar: Derya Talas

Reklamlar

Kızını Bir Erkekle Yarı Çıplak Uyur Halde Bulan Babanın Ders Alınacak Hikayesi

Bir gün bir baba, kızını evde bir erkekle yarı çıplak vaziyette uyurken bulur ve ardından olaylar gelişir.

bir sabah uyandığımda merdivenden aşağıya doğru indim. salondaki koltukta 17 yaşındaki kızım bir çocukla beraber uyuyordu. muhtemelen geçirdikleri ‘yorucu gece’nin ardından bitkin düşmüşlerdi. sessiz bir şekilde kahvaltımı yaptım ve yukarıya çıkıp kızımın tanımadığımız bir çocukla salonda uyuduğunu ve gürültü yapmamaları gerektiğini eşime, oğluma ve küçük kızıma söyledim.

yemek masası kızımın uyuduğu koltuktan 5-6 metre uzaklıkta. hepimiz masaya oturduk. ‘delikanlı!” diye bağırdım. daha önce kimsenin dikine bu kadar hızlı uyandığını görmemiştim. ‘kahvaltı hazır’ dedim çocuğu gırtlaklayacak bir ses tonuyla. yanımdaki sandalyeyi çektim ve ‘otur!’ dedim. masa bir anda sessizleşti. herkes tabaklarına bakmaya başladı. kimse kafasını kaldırmıyordu.

yarı çıplak yatan çocuğun hayatında kat etmesi gereken en zorlu 6 metreydi bu muhtemelen. çocuk altına bir şeyler giyerken eşim ve küçük kızım çocuğu izliyorlardı. çocuk pantolonunu giydikten sonra çektiğim sandalyeye oturdu. 1.95 boylarındaki oğlum çocuğun omzuna dokundu ve sert bir şekilde başını salladı. oğlum benden daha çok sinirlenmişti. sanki orada olmasak hemen üzerine atlayacak kadar sinirliydi. rus aksanımla, “delikanlı, sana bir soru soracağım. vereceğin cevap senin için çok önemli” dedim ve terlemeye başladı. “kedileri sever misin?” diye sordum.

delikanlı, gayet arkadaş canlısı ve yakışıklıydı. eğitim almadığı belliydi ancak çok olgundu. çocukta tuhaf bir şeyler sezdim. kızım bana erkek arkadaşının çok iyi birisi olduğunu söyledi. bir aydır tanışıyorlardı. o sabahtan sonra her gün bize geldi. ancak geceleri kalmadı.

her sabah kızımı bisikletiyle okula götürüyor ve eve getiriyordu. ev ödevlerini yapıp yapmadığını soruyordu. kızım hastayken ve biz işteyken kızımla sonuna kadar ilgilendi. kızıma zaman ayırdı ve çok değer verdi. kızım huysuz olduğundan bile bir melek kadar sabırlıydı.

ailesi, eğitimi ve işi olmadığını söyledi. ancak kızım çocuğa tapıyordu. çocuk da ona. kendi kendime, ‘hatalarından tecrübe edinir’ dedim ve birlikte olmalarına karşı çıkmadım.

8 ay böyle geçti. oğlum yanıma geldi. çocuğa sürekli sorular soruyor ve hakkında bir şeyler öğreniyordu. meğerse çocuk sokaklarda yatıyormuş.

çocuğu sürekli döven babası intihar etmiş. intiharından 3 hafta sonra uyuşturucu müptelası annesi çocuğu terketmiş. o zamanlar karavanda yaşıyorlarmış.

o zamanlar 15 yaşındaymış. üç yıl boyunca sokaklarda yaşamış. parklarda, arkadaşlarının yanında ve ucuz pansiyonlarda kalmış bazen. arada çalıştığı inşaat işi sayesinde kızımla tanışmış. kızım okuldan gelirken çocuk da kürekle lağım temizliyormuş. buna rağmen çocuk yakışıklı, kızım da 17 yaşında dünyayı yeni keşfeden bir kız olunca ve işin içine hormonlar girince…

18-19 yaşlarında bir genç. kibar, güler yüzlü, düşünceli, yardımsever bir çocuk. kızımı da mutlu ediyor. çocukluğunu hiç yaşamamış. manik depresif babasının intihar etmesine tanık olmuş. uyuşturucu bağımlısı annesi terketmiş. aç kalınca komşuları yemek vermiş.

arada inşaatta iş buluyor ve bize gelmiyor. açıkçası onu özlüyoruz. oğlumun en iyi arkadaşı olmasa da iyi anlaşıyorlar. en küçük kızım ona çok güveniyor. eşim ise ona oğlu gibi davranıyor. ben mi? bazen endişeleniyorum. çocuğun mutluluğunu istiyorum.

eşime ve küçük kızıma çocuğun durumundan bahsettim. ağladılar. anlatırken kelimeler boğazıma dolandı. aslında kızıma kızmıştım. baştan beri biliyordu. bize anlatmalıydı. hem çocuğu seviyordu hem de geceleri sokakta yatmasına izin veriyordu!!!

bir sonraki gün çocuğa evin anahtarlarını verdim. her gece bizde kalmasını istedim. evinde. sonraki hafta evdeki boş odayı düzenledik. mobilya alışverişine çıktık beraber. çok becerikli bir çocuktu. eşyalarını kendi kendine yapmayı seviyordu. çocuktaki yeteneği görünce bunun üzerine eğitim almasını sağladık.

anlattıklarım 2000 yılında yaşandı. 15 yıl sonra kızım ve damadım çok kârlı bir iş kurdular. şimdi üç tane de torunum var. biri ikiz. bir kız ve bir oğlan.

https://np.reddit.com/…my_girlfriend_on_her/csf9rci

Farkhunda, 27 yaşında bir Afgan kadınıydı. Öğretmen olacaktı.

Farkhunda, 27 yaşında bir Afgan kadınıydı. Öğretmen olacaktı.

19 Mart 2015 tarihinde bir caminin önünde muska satan bir molla ile tartışmasının bedelini bir grup öfkeli erkek tarafından linç edilerek ödedi. Taşlar ve sopalarla feci şekilde dövüldü, yerlerde sürüklendi, bir çatıdan aşağı atıldı, arabayla çiğnendi ve benzinle yakılarak can verdi!

Üstelik o insansıların arasında bütün bu vahşetin her saniyesini videoya çekenler vardı, ibreti âlem için bütün dünya görsün ve korksun diye. İslam’a yönelik her eleştirinin yakıp kavurucu bir öfke ile karşılık bulacağını, buna cüret edenlerin sonunun ne olacağını herkes bilsin diye…
Yüreği yetenler Youtube’dan aynen izleyebilir..

Peki, ne yapmıştı Farkhunda?
O, bir molladan kötülükleri kovmak için muska satın alan kadınları bunlara para vermeyin, bunların İslam’da yeri yoktur diye uyarmıştı sadece. Çocuğu olmayan, hastalıklarından kurtulmak isteyen zavallı insanların kâğıt parçalarından medet ummasını doğru bulmuyordu. Bunu gidip o caminin önünde o din satıcısıyla tartışma cesaretini göstermişti Farkhunda. Bedelini canıyla ödeyeceği o karşı duruşu sergilemişti.

Kesesini doldurmak için küçük kâğıt parçalarına dua yazıp insanlara hap gibi din satan o mollanın bir kadının cüreti karşısında afallayıp “Kuran yaktı bu kadın” iftirasıyla ortalığı velveleye vereceğini ve bunun sonucunda oraya toplanan bir grup hayvansı tarafından vahşice linç edileceğini bilebilir miydi? “Ben bir Müslüman’ım ve Müslümanlar Kuran yakmaz” diye feryat etti ama dinletemedi. Vahşeti durdurmak için çevredeki polislerden yardım isteyen birkaç doğru düzgün insanın aldığı cevap ise, boş verin bu da İslam düşmanlarında ibret olsun şeklindeydi. O öldürülürken, bedeni paramparça edilirken öylece bekledi polisler.

Sonra babasını aradılar. Gel, kızın bir ‘günah’ işledi al götür dediler. Öyle ya, bir din satıcısın sahtekârlığını yüzüne vurmaktan daha büyük bir ‘günah’ olabilir miydi? Hakkında bir sürü palavra uydurdular. Akli dengesi bozuk bir kadın Kuran yaktı dediler. Oysa onun istediği hurafelerden ve din bezirgânlarından arındırılmış bir dindi ve bunu dile getirme cesaretini göstermişti, hepsi bu.

Ama umdukları gibi olmadı. Farkhunda’nın parçalanmış ve yakılmış bedeni binlerce Afgan kadınının öfke seline dönüştü. Yüzlerce yıldır süren bu erkek düzenine, alınmaya, satılmaya, tecavüze uğramaya ve aşağılanmaya karşı Farkhunda’nın ölü bedeninde hayat bulan bir öfke seline. Kadınları hayattan silen, zindanlara hapseden o molla düzenine inat Farkhunda’nın cenazesi binlerce kadının omuzlarında yol aldı. Ve o kızı yetiştiren baba istedikleri gibi kızından utanmadı, onu lanetlemedi. Ailesinin soyadını Farkhunda olarak değiştirdi!

Olayın ardından hem Afganistan’da hem de bütün dünyada tepkiler çığ gibi büyüdü. Afganistan’da açılan soruşturma neticesinde 26 kişi tutuklanırken 13 polis açığa alındı. Arkası gelir mi, gerçekten suçlu olanlar adalet önünde hesap verir mi, bilinmez. Türkiye’de ise gündemin yoğun olmasından mıdır, yoksa artık her türlü katliama karşı bağışıklık kazanmış olmamızdan mıdır bilmem Farkhunda olayı yeterince gündeme gelmedi. Hâlbuki üç beş sahtekâr politikacının seçim zırvalarını tartışırken Farkhunda’nın katliamına verilecek anlamlı bir tepki için pekâlâ vakit bulabilirdik.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70’ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

İddia ediyoruz bu 40 fotoğraf, içinizde bir an önce bir yolunu bulup 1970’li yıllara dönme isteği uyandıracak!

1. Böyle düşünüyoruz, çünkü kadınların özgürce giyinebildiği, “kim ne der?” algısından uzak olduğu yıllardır 70’ler.

Böyle düşünüyoruz, çünkü kadınların özgürce giyinebildiği, "kim ne der?" algısından uzak olduğu yıllardır 70'ler.

2.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

3.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

4. Hem doğal güzelliğin sokaklara çıktığı…

Hem doğal güzelliğin sokaklara çıktığı...

5.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

6.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

7.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

8. Hem de marjinal stillerin çeşitlilik yarattığı yıllardır.

Hem de marjinal stillerin çeşitlilik yarattığı yıllardır.

9.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

10.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

11. Bugün olduğu gibi herkes aynı görünmez; herkes aynı mağazalardan giyinmezdi o yıllarda…

Bugün olduğu gibi herkes aynı görünmez; herkes aynı mağazalardan giyinmezdi o yıllarda...

12.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

13.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

14.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

15. Bugün tekrar moda olan kısa şortların ilk olarak ne zaman ortaya çıktığını düşünüyorsunuz?

Bugün tekrar moda olan kısa şortların ilk olarak ne zaman ortaya çıktığını düşünüyorsunuz?

16.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

17.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

18.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

19. Altkültürlerin tam bir olgunluğa ulaştığı yıllardır 70’ler…

Altkültürlerin tam bir olgunluğa ulaştığı yıllardır 70'ler...

20.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

21.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

22.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

23. İnsanın kendini gerçekleştirmesinin doruk noktasına ulaştığı zamanlardır…

İnsanın kendini gerçekleştirmesinin doruk noktasına ulaştığı zamanlardır...

24.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

25.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

26. Bugün “vintage” ismini vererek ayıla bayıla giydiğimiz kostümlerin büyük çoğunluğu bu yıllara aittir.

Bugün "vintage" ismini vererek ayıla bayıla giydiğimiz kostümlerin büyük çoğunluğu bu yıllara aittir.

27.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

28.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

29. 70’li yılların kadın modası, aynı zamanda tam amlamıyla bir renk cümbüşüdür.

70'li yılların kadın modası, aynı zamanda tam amlamıyla bir renk cümbüşüdür.

30.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

31.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

32. İspanyol paçaların egemenliğini de unutmak olmazdı elbette…

İspanyol paçaların egemenliğini de unutmak olmazdı elbette...

33.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

34.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

35. Ya da bu yılların kendine özgü kışkırtıcı eteklerini…

Ya da bu yılların kendine özgü kışkırtıcı eteklerini...

36.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

37.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

38. Bugün AVM’lerde döne döne aradığınız yüksek belli pantolonların egemenliği de tartışılmaz…

Bugün AVM'lerde döne döne aradığınız yüksek belli pantolonların egemenliği de tartışılmaz...

39.

Özgürlüğün ve Modanın Sembolü 70'ler Kadınının Kimselere Değişilemeyeceğinin İspatı 40 Fotoğraf

40. Ya bizi alıp 70’lere götürün, ya da 70’li yılların muhteşem stilini geri getirin ey modacılar!

Ya bizi alıp 70'lere götürün, ya da 70'li yılların muhteşem stilini geri getirin ey modacılar!

five dollars day

1913’te 15.000 işçi çalıştıran bir işletmede bir yıl içinde 53.000 bin kişi işe alınmıştı. aynı yılın sonunda çalıştırdığı işçi sayısına 100 kişi daha ilave yapmak isteyen bir fabrika 963 işçiye yer vermişti. bunun dışında detroit işverenler derneği’nin genel sekreteri: “fabrikalar birer barut fıçısı, mutlaka bir şeyler yapmak lazım” diyordu.

bu bir şeylerin ne olduğunu ise bilen tek kişi henry ford’du.

otomobil sanayisinde günlük ücretlerin 2-3 dolar olduğu bir dönemde o, 1914 ocak ayında ücreti 5 dolara çıkardı, dokuz saatlik iş gününü sekiz saate indirdi. bu, five dollars day sloganıydı. ve sonuçlarını hemen almaya başladı. iş değiştirme binde birin altına düştü; işe gitmeme, çalışmama gibi “aksaklıklar” unutuldu. ford’un işe alma bürolarının önünde uzun kuyruklar oluşuyordu. üretim hızla arttı; 1913’te yılda iki yüz bin araba üretilirken, 1915’te beş yüz bin, 1919’da bir milyon, 1923’te iki milyon ve 1929’da beş milyon araba üretildi. üretim fiyatları ve dolayısıyla satış fiyatları düştü. ford’u ford yapan t modelinin satış fiyatı 1950 dolardan 290 dolara düştü. 1919’da ücretler 6 dolar oldu. henry ford 1919 yılında şöyle diyecekti; “sekiz saatlik iş günü için beş dolar uygulaması hayatımın en kârlı işi oldu ancak ücreti altı dolara çıkarmak bundan da büyük bir kâr sağladı.” 1929 yılında ise günlük yedi dolar uygulamasına geçilmişti.

bu uygulama ford’a disiplinli ve sadık bir iş gücü sağlamakla kalmıyordu, aynı zamanda uçurumları büyütüp işçi sınıfı arasındaki farklılaşmayı da azdırıyordu. nitekim ford’da çalışan ile çalışmayan ayrımı yapılır duruma gelinmişti. başka bir ayrım da ford’da çalışıp “five dollars day” imkanına sahip olanlar ile olmayanlar arasında vardı. bu hakka sahip olmayanlar “altı aydan az kıdeme sahip olanlar, yirmi bir yaşının altındaki genç işçiler ve evlenip gitmeleri söz konusu olduğu için kadınlardı.” bu hakka sahip olmak için iyi ahlak da gerekliydi. temizlik, ihtiyatlı olma, sigara içmeme, içki içmeme, kumar oynamama vs. dolayısıyla five dollars day aynı zamanda kontrol ve “terbiye” aracıydı.

five dollars day uygulamasının başka olumlu yönleri ise “iyi” işçilere iyi bir gelir seviyesine ulaşma olanağı yani ford fabrikaları için sadık bir pazar ve “güzel” çocuklar yetiştime imkanı yani ford fabrikaları için doğuştan sürekli bir iş gücü.

henry ford şöyle demiştir; “düşük ücret ödeyerek, yetersiz beslenmiş, hem fiziki hem de ahlaken az gelişmiş bir çocuk nesli yaratıyoruz. bunun sonucunda gerek fiziken gerekse ahlaken zayıf bir işçi nesli ortaya çıkacaktır. bu işçiler sanayiye girdiklerinde yetersiz ve verimsiz olacaklar. sonuçta fatura yine sanayiye çıkacak. benim başarım ödediğime bağlıdır. eğer çok para dökersek, insan yapısı gereği, bu para harcanacaktır. bu harcama da tüccarları, perakendecileri, imalatçıları ve bunun da sonucu olarak her türlü işçiyi zenginleştirir ve kişilerin refahını arttırır. bu refah da otomobillerimiz için talebin artmasıyla sonuçlanır.”

ford şirketinin isteği üzerine 1929’da detroit’te gerçekleştirilen bir anket şu sonuçları ortaya koydu: her yüz işçi ailesinden 98’i elektrikli ütüye, 76’sı dikiş makinesine, 50’si çamaşır makinesine, 49’u gramofona, 47’si otomobile, 36’sı bir radyoya ve 35’i elektrik süpürgesine sahipti.1929’da abd’de ulaşıma sokulmuş 23 milyon otomobil vardı yani 100 kişiye 19 otomobil düşüyordu ki aynı tarihte ingiltere’de 3, fransa’da 2 otomobil düşüyordu. lastik sektörü, yan sanayiler, benzin ve tamiratla birlikte otomotive bağlı sektörlerde 5 milyondan fazla insan çalışıyordu. buna paralel olarak yol yapımı ve petrol çıkarma faaliyetleri de artıyor, kentler büyüyor, konut inşaatları görülmemiş bir hızla artıyor ve elektrik tüketimi on yılda üçe katlanıyordu.

Dövme Yaptırırken Dikkat Edilecek Hususlar

Daha önce hiç dövme yaptırmamış ve insanları sürekli ”Çok acıyo mu ya? Nasıl bir şey yaptırsam acaba? Emin olamıyorum ki hiç..” gibi sorularla darlamaktan yorulduysanız eğer, işinize yarayabilecek tavsiyeler listesi.

iStock.com

kronolojik olarak kendi üstümden örnekleyerek anlatayım;

1) dövme yaptırma kararı; genelde 16-17 yaşlarında alınır bu karar fakat o yaşta dövme yaptırmak mümkün değildir ve 19-20 yaşına geldiğinizde artık vücudunuz oturmuş, az çok para biriktirebilen ne istediğini tam anlamıyla olmasa da daha çok bilen biri olarak başlar dövme yaptırma isteği. ben 15 yaşımdan beri dövme yaptırmak istiyordum 19 yaşımda hayatımda kazandığım ilk parayla ilk dövmemi yaptırdım.

2) yaptırılacak dövme ve yer seçimi: dövme aşamasının en önemli 3 aşamasından biridir çünkü burada alacağınız karar tüm hayatınızı etkileyecek. gerçekten istediğinize emin olmadığınız bir şey yaptırmayın. motif seçiminizi yaptıktan sonra bile hemen bu süreci atlamayın, uzunca bir süre bekleyin ve kararınız değişmez ise o dövme sizi için belki uygun olabilir. belki diyorum çünkü hayatınızın ilerleyen dönemlerinde anlamını yitirebilir bunun hiçbir garantisi yok. yanlış bir seçim yapıp pişman olursanız üstüne yeni dövme yaptırmak veya sildirmek için çok uğraşırsınız bu yüzden isim yazdırılmasına da kesinlikle karşıyım. ben seçtiğim dövmeyi dövme yaptırmaya ilk karar verdiğim an seçmiş, fikrimi hiç değiştirmemiştim memnunum şu mordor yazısını dirseğimin altına halka şeklinde yaptırdım. sonraki aşama ise yer seçimi, vücudun her bölgesi dövmeye farklı tepki verir dövme yaptırırken hissedeceğiniz acıyı düşünerek seçmeyin, canınız çok yanacak olsa da hem güzel durması, hem de zamanla deforme olmaması için dövme yaptıracağınız yeri çekeceğiniz acıya göre seçmeyin. eğer sizin için yaptırmak istediğiniz yerin özel bir anlamı yoksa dövmeyi yaptıracağınız sanatçıdan (4. aşamada bahsedeceğim) tavsiye alın, çekinmeyin; bu işte uzman olan kişiler neyin nerede güzel duracağını bir bakışta anlayabiliyorlar. yaptıracağınız bölgeye göre kilo alma verme durumlarında dövmenizin deforme olabileceğini unutmayın. özellikle kadınlar hamilelik geçirdikten sonra karın ve göğüs bölgelerinde yer alan dövmelerin deforme olabileceğini unutmayın. son olarak yaptıracağınız dövme iş hayatınıza problem olabilir. benim tavsiyem erkekler için uzun kollu gömlek ve pantolon giyildiğinde örnek, kadınlar içinse takım elbise örnek 2, örnek 3 giyildiğinde gözükmeyen dövmeler tercih edilmesi, benim görüşüme göre iş hayatında bunun hiçbir önemi olmasa da çoğu firma buna dikkat ediyor.

3) aileden alınacak izin ve para: gerçekten tutkuyla dövme yaptırmak istiyorsanız pek umursayacağınızı zannetmiyorum ama bu aşamadan dönen çok kişi gördüğüm için yazıyorum, çoğu kişi izin alma konusunda sıkıntı yaşıyor ya izin almadan yaptırıp sorun yaşıyor ya da izin alamayıp vazgeçiyor. benim görüşüm güzelce yaptıracağınız yerin ne kadar steril olduğunu, bunu gerçekten istediğinizi anlatın izin alma şansınız artacaktır. ben izin istemedim, yaptıracağım deyip yaptırdım şanslıyım ki ailem bu konuda bir şey demedi fakat herkes benim kadar şanslı değil. dövme çok değişken fiyatları olan bir sanat. bunun sebebi ise dövme sanatçılarının ün ve yeteneklerinin çok geniş bir yelpazede olması. ”pahalı kalitelidir” mantığına karşı çıksam da dövme sektöründe çoğu zaman geçerlidir. o yüzden yaptıracağınız dövmeye göre aklınızdaki fiyatın iki katı bir parayı cebinize koymanızı tavsiye ederim.

4) dövme sanatçısı seçimi: steril araçlar ve steril bir ortamda çalışması dövmenizi yaptıracağınız kişiyi seçerken en önemli etken olmalı, iğneleri sizin önünüzde açması steril olması için yeterli değildir, konuyla ilgili daha ayrıntılı teknik bilgiye şuradan ulaşabilirsinizgolden arrow(gayet güzel anlattığından ve dövme yaparken izlediğim dövmecilerin tamamı malzeme olarak burayı tercih ettiğinden bu linki tercih ettim reklam kokan hareketler değil yani*) yetenek ve çalışma disiplini olarak dövmeci seçiminde ise istanbul’da oturan kişiler bu konuda gerçekten çok şanslı, çünkü en iyiler istanbul’da olduğunu düşünüyorum. benim tavsiyem çağatay ateş*, erdoğan çavdar, fahrettin demir * isimleri olacaktır. istanbul dışında dövme yaptıracaklara ise tavsiyem üstünde her x tattoo yazan yere güvenmemeniz kesinlikle iyi bir araştırma yapmanız.

5) randevu ve yapım aşaması: ünlü ve yetenekli dövmecilerin çoğu randevu sistemiyle çalışır,melaba ben dövme yaptırcaktım diye girip dövme yaptırma şansınız çok düşüktür. o yüzden mümkünse yüz yüze mümkün değilse mutlaka telefon açarak bir randevu almanız daha sağlıklı olacaktır ve bakım açısından kolaylık olması için en ideal zamanlar ekim-mart ayları arasıdır. randevunuzu aldınız/almadınız dövmenizi yaptırmadan önce bir şekilde dövme yapılışını canlı olarak izlemenizi tavsiye ediyorum, izlediğiniz ilk dövme yapımı kendinizinki olmasın azıcık da olsa bir fikriniz olur. alkol kullanan biriyseniz randevu tarihinizden bir iki gün önce alkol almayı bırakın çünkü alkol kanı sulandırır bu da fazla kan çıkmasına sebep olur. her şey tamam randevu tarihiniz geldi heyecanlanabilirsiniz, bu çok normal eğer çok canınızın yanacağını düşünüyorsanız, acı eşiğiniz düşükse bazı kremler var tamamen olmasa da acıyı azaltıyor ama bir süre sonra zaten hissetmeyeceğiniz için gerek olduğunu düşünmüyorum, titremeyin yeter. benim canım çok tatlı olduğu için baya zorlanmıştım ama bu acıya gerçekten değiyor merak etmeyin.

6) dövme sonrası dövme bakımı: gerçekten önemli aşamalardan biri de bu dövmenizi yaptırdıktan sonra neler yapmanız/yapmamanız gerektiğini dövmeciniz size güzelce anlatacaktır kesinlikle söylediklerine uyun, kreminizi sürün hemen suyla temas ettirmeyin, kabuklarını kazımayın. sonrasında ise ömür boyu dövmenizin rengini ve canlılığını korumak için güneşli havalarda yüksek faktörlü güneş kremi kullanmayı unutmayın.

7) gelecek olumlu olumsuz tepkiler: oğlum askerlik bitmez senin lafını erkekler çok duyacaktır, ben askere gitmedim bilmiyorum o konuda bilgi ancak okuduklarım kadar olabilir ama o da sanırım birliğinize göre değişiyor. ”bok gibi olmuş” lafını tavsiyelerimi dinleyip iyi bir dövmeci tercih ettiyseniz şaka yapmak isteyen arkadaşlarınız harici kimseden duymayacaksınız merak etmeyin. genellikle tepkiler oha süper! şeklinde olacaktır. dövmenin anlamı ne?cileri umursamayın savın başınızdan gitsin, ilk başlarda zevkle uzun uzun anlatırken bir yerden sonra bıkacaksınız bu sorudan. çok saçmaymış diyenler olacaktır; kesinlikle umursamayın, yaptırdığınız motifi herkes beğenmeyebilir, size özel bir şey o, herkes anlamak ve beğenmek zorunda değil. son olarak dövme seksidir yahu, kadında erkekte güzel olan bir dövme artı puandır ben şahsen dövmeli kadınlara bayılıyorum. örnek 1 2 3 4

entrynin sonunda biraz sapıtsam da * umarım dövme hakkında soruları ve çekinceleri olan kişilere faydalı olmuştur.

gercekten mukemmel bir insan • • •

Bir de işin ehlinden dinleyelim

iStock.com

profesyonel tattoo & piercing stüdyosu olan biri olarak kendimce açıklamaya çalışacağım hususlardır.

bilmeniz gereken ilk şey; dövme dini yönden abdeste engel değildir.. fakat günah konusunda vücudun doğal görünüşünü bozduğundan ve dövme motifi işlenirken az da olsa can yaktığından mekruh (yanlış bilgi vermek istemediğimden alo fetva hattının numarası şuradadır, 0212 512 23 20) sayılmıştır.. mekruhsa dini açıklama olarak, yapılması günah olmayan yapılmaması ön görülen bir hükümdür..
bunun dışında dikkat edilmesi gereken diğer konular şunlardır;

dövmenin işleneceği stüdyo:

-sağlık bakanlığı kriterlerine göre dövme yapılacak yerin zemini kesinlikle sterilizasyona uygun olmalıdır..

-bunun dışında motif işlenirken kullanılan her iğne kesinlikle müşterinin gözü önünde açılmalı, işlem bittikten sonra müşteriye verilmelidir.. (hem anı mahiyetinde, hem de müşterinin içi rahat etsin diye.. zira her müşteriye motif işlendikten sonra iğnesi/iğneleri verildiğinde otomatikman her dövmede yeni iğne açılmış olur..)

-dövme makinası ve makina başlıkları kesinlikle steril olmalı, bu sterilliği sağlamak için de sterilizasyon cihazlarından bulundurulmalıdır..

-dövme yapan kişi kesinlikle işlem esnasında pudralı latex eldiven takmalı, her alete ve iğneye o eldivenlerle dokunmalıdır.. zira hem dövme yaptıran kişideki bilinmeyen bir hastalığın hem de işlem uygulayan kişiden bulaşabilecek hastalıkların (olası) önüne geçilmelidir..

-dövme yapılırken batikon ve su karışımlı solüsyonla deri rahatlatılmalı.. kesinlikle ve kesinlikle her iğne darbesinden önce işlem yapılacak yere vazelin sürülmelidir.

şekil veya motif seçimi;

-asla ve asla bir anlık heyecanla kafaya takılmış şekilde diretilmemeli.. dövmeci ile birebir görüşülüp bu konuda ortak bir yol bulunmalıdır..

-motifin işleneceği yerin seçimine özen gösterilmeli, reklamdan ziyade daha çok kişiye özel bir bölge tercih edilmelidir..

-el, boyun ve yüz en riskli (görüntü açısından) bölgelerden olduğundan, bir dövmeyle hayat boyu yaşamanın riskinin bilincinde olunmalı.. bu bölgelerden kaçınılmalıdır..

-dövme motifini işleyecek kişinin özel yetenekleri yeterliyse tek seferlik özel çizim yaptırılmalı ve o işlenilmelidir..

dövme yapımı ve bakımı:

-sağlıklı bir işçilik için motifin ebatı büyük değilse tek seansta işlem uygulanmalı, tek seansta işlenemeyecek motifler içinse 2 veya daha fazla seanslar tercih edilmelidir.

-motif işlenmeden önce dövme sanatçısının eski işçilikleri birebir görsel ve görüntülü argümanlarla tetkik edilmeli, ne tarz bir işçiliği hakkında ön bilgi alınmalıdır..

-dövme yaptırlırken asla kıpırdanmamalı, kan şekerinin düşmesi ihtimaline karşın tatlı takviyesi ile bu durum halledilmelidir..

-olası bir can yanmasının anlık tepkisinin hata yapmaya ortam oluşturacağından dövmeciye sesli uyarı gönderilmeli, işlem esnasında çizim yanlışı yapılmamasının önüne geçilmelidir..

-işlem bittikten sonra işlem yapılan bölge temizlenip, beyaz vazelin sürüldükten sonra en aşağı yarım saat jelatinle kapatılmalı, olası bir boya atmasının önüne geçilmelidir..

-yaklaşık bir hafta boyunca günde en aşağı 4-5 kez antibiyotik kremler sürülmeli (teramisin ve bepanten/bepanten plus gibi) banyo yapılacağı zaman da motif işlenen kısım vezalinle tamamen kapatılarak o bölgeye suyun geçmesi engellenmelidir..

-dövme yapılan bölgenin iyileştirilmesi esnasında hiçbir şekilde güneşten özel bir sakınma yoluna gidilmemeli, buna karşın yağmurdan kesinlikle kaçınılmalıdır..

-işlem yapılan bölge iyileşme aşamasına geçtiğinde olası bir kaşınma durumunda asla işlem yapılan bölge kaşınmamalı, o bölgedeki olası kabukvari deri kaldırılmamalıdır..

***

neticede dövme bir sanattır.. tenin tuvale dönüştüğü, sanatın bedene işlendiği bir sanat.. ta tercih aşamasından tutun da yapım ve bakım aşamasına kadar çok basit tavsiyelerin uygulanması neticesinde her dövme sevdalısı kişi güzel bir dövme motifine sahip olabilir..

Birinin Sizi Geri Çevirebilme Olasılığını Düşüren Kanıtlanmış İkna Yöntemleri

Bir kişiyi ikna etmenin de bir bilimi ve bu bilimin de dinamikleri var. 6 dinamiğin bulunduğu ikna yöntemini kullanıldığı takdirde ise geri çevrilme olasılığı çok az. Sözlük yazarı ” s1lth0uette” ikna ediyor.
iStock.com / Voyagerix

bir insani ikna etmenin de bilimi vardir. (bkz: science of persuasion) sonucta insan belli bir karar verme mekanizmasina sahiptir. bunun icin 6 temel dinamik vardir. bu dunamikler sayesinde karsinizdaki insanin sizin ricanizi geri cevirmeme olasiligi epey yukseliyor. bilimsel deneylerle ve anketlerle birlikte simdi o dinamiklere bakalim.

1.karsiliklilik
bildigimiz uzere amerika’da bahsis vermek zorunlu. bir restoranda yapilan deneyde eger garson hesabi getirirken size bir de seker verirse aldigi bahsisler %3 artiriyor. eger 2 seker verirse bahsis 2 katina degil yaklasik 5 kati yani %14 artiyor. eger bir seker verdikten sonra masadan uzaklasiyorken donup de sizin gibi iyi insanlar icin 1 seker daha verilmeli deyip iki seker vermis olursa bahsisler %23 artiyor. yani sekerin nasil verildigi de buyuk bir oneme sahip. karsiliklilikta onemli olan sey demek ki ilk once vermek ve sonrasinda karsi tarafi ozel hissetirmek ve sasirtmak.

2.az bulunurluk

insanlar kendilerinde az olan seylere daha cok ilgi gosterirler. 2003 senesinde british airways londra new york arasinda artik gunde 2 kez concorde ucusu yapmayacagini duyurdu. cunku ekonomik olarak cok masrasfliydi. ve bilet satislari o haftadan sonra artmaya basladi. hicbirsey degismedi concordelar hizlanmadi veya hizmet kalitesi artmadi ama bilet satislari artti. yani insanlara bir sey verirken sadece onlara ne katki saglayacagini soylemeyin. ayni zamanda o seyin ne kadar essiz oldugunu ve eger onu almazsa neler kaybedecegini de soyleyin.

3.yetkinlik
bir konu hakkinda yetkili kisi veya otorite sahibi oldugunu karsi tarafa hissettirmek. bunu yaparken eger direk kendiniz bahsederseniz bunun fazla bir etkisi olmayabilir ama baska bir kimse derse isler degisir. bir emlak sirketinde eger bir asistan telefonlara bakar ve ‘bla bla bla…o zaman simdi sizi o bolgede 20 senedir uzmanlik yapan ahmet bey’e baglayayim’ derse bunun etkisi cok farkli olur. bu sayede randevularda %20 satis sozlesmelerinde %15 artis olmus.

4.tutarlilik
insanlar konustugunuz seylerin onceden dediginiz seylerle tutarli olup olmadiklarina onem verirler. bir hastanede hastalara randevu verirken eger randevu saatini sekreter degilde hastanin kendi randevu defterine yazarsa gelinmeyen randevular %18 daha az oluyormus. yani insanlar bir seyi kendileri gerceklestirdiginde daha tutarli olma egilimi vardir.

5.begenme
insanlar begendikleri kisilerin dediklerini yapmaya egilimlidirler. begenme asamasinda 3 onemli faktor vardir. bize benzeyen insanlar, bizi oven insanlar, ayni amaca ulasmaya calisan birlikte olunan insanlar. 2 mba ogrenci grubu bir is uzerinde anlasilmasi icin sahaya inerler. birinci grup zaman paradir mantigiyla hemen anlasmaya calisir ve %55 oraninda anlasma saglar. ikinci grup ise pazarliga baslamadan once kisisel ozelliklerini paylasirlar ve ayni olan kisisel ozellikleri hakkinda konusmaya baslarlar. bizdeki ayni memleket muhabbeti gibi. sonra anlasmaya varirlar. bu grupta ise %90 oraninda anlasma saglanir. arada cok buyuk bir fark var.

6.fikir birligi
ınsanlar bir karar verirken diger insanlarin ayni konu hakkinda verdigi kararlardan etkilenirler. bir hotelde havlularin yanina bu odada kalmis olan musterilerin %75i havlularini tekrardan kullandi yazarsaniz, havlusunu tekrardan kullanan insan sayisi %33 artiyor.
bu deney ve anketlerin hicbiri kafadan sallama degildir. zaten bu bir bilimdir. ve bu yollar tamamen masrafsiz ve ahlakidir.