Oz (dizi)

Oz, HBO kanalında 1997-2003 yılları arasında yayınlanmış hapishane konulu dizi. Toplam 6 sezon sürmüş olan dizi, kısaca OZ denilen Oswald State Correctional Facility adlı bir Amerikan hapishanesinde geçen olayları anlatıyor. Neo Nazilerin, Afrika kökenli Amerikalılar’ın, motorcuların, Sicilya mafyasının, Müslümanların, İrlandalıların, Latinlerin ve diğerlerinin etrafında dönen bu dizide pek çok aşırı şiddet içeren sahne bulunmaktadır. Çekimler Bayonne, New Jersey’de yapılmıştır. Türkiye’de bu dizi Cine5 ve DiziMax’da yayınlandı.

Kadro


Oyuncu kadrosunda Christopher Meloni, Ernie Hudson, Adewale Akinnuoye-Agbaje, Harold Perrineau Jr., Eamonn Walker, Rita Moreno, John Lurie, Terry Kinney, Betty Buckley, Kathryn Erbe, Lee Tergesen, B. D. Wong, J. K. Simmons, Dean Winters, Scott William Winters, Kirk Acevedo, Erik King, David Zayas, Lauren Vélez ve Edie Falco bulunmaktadır.

Dizinin ana karakterleri aşağıdaki tabloda (tablodaki bazı ana karakterler bazı sezonlarda yardımcı karakter olarak yer aldı) verilmiştir:

Konu


Tobias Beecher (Lee Tergesen) alkol sorunları olan bir avukattır. Alkollü biçimde araba kullandığı bir gün küçük bir kız çocuğuna çarparak ölümüne sebep olur ve 15 yıl hapis cezası alır (şartlı tahliye görüşmeleri 4. yılda başlamak üzere). İşte bu olay sonrası Beecher OZ’a gönderilecek ve orada pek çok azılı suçlunun arasında hayatını sürdürmeye çalışacaktır. Bu sırada, Kareem Said (Eamonn Walker) beyazlara ait bir mekanı kundaklama suçundan hüküm giyer ve cezasını çekmek üzere Oz’a gönderilir ve Müslüman siyahların liderliğini üstlenir. Kareem Said suçunu kabul etmemekte ve mahkûmiyetinin siyasi olduğunu savunmaktadır. Dizide olan gelişmeler seyirciye mahkûm Augustus Hill (Harold Perrineau Jr.) tarafından felsefi bir dille anlatılır. Hapishane müdürü Leo Glynn (Ernie Hudson) ve Oz’un yöneticisi Tim McManus (Terry Kinney) da cezaevini yönetmektedirler.

Sezonlar


  • 1. Sezon: Kareem Said, Tobias Beecher ve Augustus Hill işledikleri suçlar nedeniyle Oz hapishanesine gönderilir. Kareem Said hakkındaki iddiaları reddetmekte ve Müslümanların liderliğine soyunmaktadır. Beecher, Aryanların lideri Schillinger’le aynı koğuşta kalır, tecavüze uğrar. Augustus Hill, yakalanırken sakat kalır ve cezaevinde tekerlekli sandalye ile dolaşır. Sezon, isyanla ve isyanda liderliği Said’in almasıyla sona erer.
  • 2. Sezon: İsyan sonrasındaki Oz hapishanesini anlatır.
Reklamlar

II – Attack of the Clones

– Anakin. Çok hızlı büyümeye çalışma.


  • – Kloncular Senatör Amidala suikastına karıştı mı acaba?
    – Hayır. Görünür bir neden yok.
    Tahminlerle çıkma yola. Boşaltmalısın zihnini istiyorsan bulmak gerçek kötüleri, suikastın ardındaki.

Top Secret! (film)

Top Secret!, casusluk ve Elvis Presley filmlerinin parodisi niteliğinde bir 1984 ABD yapımı komedi filmi. Filmin yapımcıları Jim Abrahams, David Zucker ve Jerry Zucker’dır. Filmin baş rollerinde Val Kilmer, Lucy Gutteridge, Omar Sharif, Peter Cushing, Michael Gough ve Jeremy Kemp oynar.

Filmin en önemli unsurlarından biri başka filmlere yapılan ironik göndermelerle dolu olmasıdır.

Konusu

Filmde, şarkıları Elvis Presley ile Beach Boys ‘un şarkılarını çağrıştıran Nick Rivers adlı Amerikalı pop şarkıcısı bir kahramanın hikâyesi anlatılır.

Nick manajeri ile birlikte bir kültür festivalinde sahne almak için Doğu Almanya ‘ya seyahat eder. Filmde o sırada Doğu Almanya ‘daNazi rejimine benzer bir rejim hüküm sürmektedir. Rivers, burada güzel Hillary Flammond ile tanışır ve ona babası Paul ‘un hapisten kurtulması için yardım eder. Hillary ‘nin babası Paul bir araştırmacı ve bilim adamı olup, Almanlar tarafından ölümcül bir bomba yapması için zorlanmakta ve bu yüzden esir tutulmaktadır. Nick fransız direnişçileri tarzında yapılanmış Doğu Almanya ‘daki direniş hareketi ile bağlantı kurar. Hareketin lideri Hillary’nin eski sevgilisi çıkar (Nigel). Nigel, Nick, Hillary ve adamları ile birlikte bilim adamını kurtarmayı planlamaktadır. Aksiyonun devamında grubun içinde aranmakta olan hainin liderleri Nigel olduğu tespit edilir. Grubun geri kalanı Nigel’ı devre dışında bıraktıktan sonra Hillary ‘nin babası bilim adamını kurtarırlar.

Kritikler

Roger Ebert Chicago Sun-Times 1 Ocak 1984’deki yazısında [1], bir arkadaşının tüm filmi baştan sona seyrettiğinde 5 kez ancak gülebileceğini söylediğini, halbuki kendisinin bunu filmin daha ilk 10 dakikasında başarabileceğini yazmıştır. Yani filmin keyfi kişiselmizah anlayışına bağlı olarak çıkmaktadır. Devamında Top Secret’in tasvir edilebilecek bir konusunun olmadığını ve buna ihtiyacı da olmadığını belirterek zira Top Secret! tarzı filmlerin konusu yüzünden seyredilmediklerini yazmıştır. Filme 4 üzerinden 3,5 yıldız vermiştir.

Utanç / Shame

Steeve McQueen son zamanlarda en çok dikkat ettiğim yönetmenlerden biri oldu. Hunger ile yakaladığı kendine has stili… ve oyuncu Fassbender’i kendi duygu ve düşüncelerinde imgelediği karakter biçimiyle yoğurup tekrar açması bize McQueen filmi dedirtecek bir form çıkardı ortaya. Zira son filmi Shame ile artık iyiden iyiye beni sarsmaya başladı… sadece beni değil benim gibi düşünenleride eminim ki sarsmıştır. Hunger’la başlayan ve Shame ile daha çok acımasızca ilerleyen bu manifesto vari filmler bir cesaretin işi değil.. zaten olması gereken şeyleri tekrar sinemaya kazandırmanın işidir.

81020-shame_movie
Shame

 

Steeve Mcqueen hikayesini anlatmak adına toplumsal tabuları yıkmış ve yinede filmin adıyla ironi oluşturacak biçimde topluma “utanç” filmi sürmüştür. Öyle midir? Eğer bu utançsızlıksızsa hepimiz utanmazız diyebiliriz. Zira Shame’de izlediklerimiz geçmişi karanlıklarla dolu olan tek bir Brandon’un hikayesi değil… Brandon’un içinde bulunduğu konumun ve hislerin en azından her erkekte bulunması. Vicdanına ve kişisel dürtülerine hakim olmak bizleri toplumda “utanç” kavramının içine girmekten kurtarır. Filmde gördüğümüz seks düşkünü nerdeyse günün her saati seks düşünen Brandon  geçmişinde kız kardeşiyle yaşadığı şeyler olan Brandon… ya da iş yerindeki bilgisayarları pornolarla dolduran Brandon’a mı ” Utanç” kelimesini takıyor sizce McQueen ? Elbette ki hayır… yeryüzünde maskelerimizle her zaman utançlarımızın arkasına saklanan bizlere… toplumdan uzaklaşınca tekrar içimizdeki canavarı çıkaran bizlere… ne zaman topluma, kalabalığa çıksak maskelerimizi takan bizlere… Ve toplumun getirdiği “Utanç” kavramından kaçmaya çalışan bizlere.

afa62-shame-movie3
Brandon – Utanç / Shame

Kandırmamak gerek kendimizi… Sanki hiç bir er kişi Brandon kadar porno izlemiyorda ona utanmaz diyebiliyor ?!… Acımasız bir manifesto filmi ” Shame ” McQueen insanları tokatlıyor… utanmaz oldukları için değil… kaçtıkları için.. yoksa bizler neye göre ve kimlere göre Utanmazız ? Kendi kurallarını yazarak bir şeyleri ifşa etmeye çalışıyor McQueen, ileride daha acımasız olacak eminim. Eğer sizde bu filme utanç kaynağı diyorsanız lütfen bir daha Sinema’nın S’sini ağzınıza almayın. Ve o metroda Brandon’un karşısında oturan yüzüklü kadın… yüzüğü birlikteliğini gösteriyor.. ancak buna rağmen Brandon’a kur yapmaktan alıkoyamıyor kendini… Erkek ve Kadın farketmiyor… biz insanlar tehlikeli duygulara ortağız..içimizdeki canavarlar aslen şiddet zoruyla muhafaza ediliyor. İçimizdeki kimlik savaşı bizleri alışılmadık psikolojik kaos’un içine sokuyor. Peki sonra neler oluyor ? Brandon mu ? İlk olarak metroda kur yapan kızı kaçırdıktan sonra… tekrar karşılaşıyorlar… tekrar yüzüğü görüyor Brandon… filmin başındaki onu kovalayıp yakalasa gerisini tahmin edemezsiniz bakışı bu kez kararsızlık bakışlarına bırakıyor kendini… psikolojik kaos sürecinde yaşanan deneyimler Brandon’un daha çok yüzeysel insani yönünü mü ağır bastırıyor dersiniz ? Kızı tekrar takip edecek miyiz bilemiyoruz… McQueen diyor ki orasını siz tahmin edin benden bu kadar !…. Brandon toplumdan çok öteye giderek Utanç havuzuna bir dalıyor çıkıyor… Brandon’un geçmişi öyle bir karanlık ki aydınlatamıyoruz bile… hayır hayır aslında Brandon herşeyin farkında … utanmaz mı ahlaksız mı… en azından farkında… Fassbender öyle oyunculuk çıkarıyor ki Fassbender’in gözlerinde Brandon’un karanlık geçmişinden kalan karanlık tüneli görebiliyoruz. Sonunda ne oluyor McQueen’a şahsen sormadan bilemeyiz ama… sizlere söyleyim… hani demiştim ya bu film sadece Brandon’un hikayesini anlatmıyor.. Steve McQueen bizlere bir şekilde sorgu yapıyor ve utançlığı sorguluyor… bir filmde orda bitirilir mi demeyin… orda demek istiyor ki … kahraman sizdiniz… şimdi de karar sizin ne yapardınız ?

 

hepimiz birer kez utanç havuzuna dalıp çıkıyoruz… ne kadar birşeylerin farkına vardık bilemeden.

Yeter / Televizyon dizisi

Yeter (Esaret mi? Cesaret mi?), aralık ayında atv ekranlarında izleyici ile buluşacak olan televizyon dizisi.

Konusu
Aile içi sorunlar, şiddetli geçimsizlik, kadına fiziksel ve psikolojik şiddet.

Oyuncular
Pelin Karahan (Başrol)
Yurdaer Okur  (Başrol)

İlk bölümün fragmanı

Asus Zenfone 2 ile gönderilmiştir.

Hollywood’da farklı ırkları neden beyazlar oynuyor?

Pan filmindeki Kızılderili kahramanı Rooney Mara oynadı.

Hollywood’da farklı ırktan insanların hikayelerini anlatan filmlerde protestolara ragmen hala beyaz oyuncular rol almaya devam ediyor.

Ünlü masal kahramanı Peter Pan’ın hikayesini anlatan Pan adlı film bu ayın başlarında ABD’de gösterime girdi. Kızılderili bir kahramanın beyaz oyuncu Rooney Mara tarafından oynanması büyük tepki aldı.

İnternet üzerinden dolaşan bir imza kampanyasında toplanan 100 bine yakın imzacı “Farklı renklerden insanları oynaması için beyaz aktörlere rol vermeye son verin!” çağrısı yaptı.

Tepkiler sadece Pan filmine yönelik de değildi. Cameron Crowe’nin romantik komedi filmi Aloha’da da bütün roller beyaz oyunculara verilmişti. Asya Kökenli Amerikalılar Medya Eylem Grubu başkanı Guy Aoki, filmde tek bir Asya ya da Pasifik kökenli aktörün olmamasını, baş kahramanı olan Hawaii ve Çinli kökenden gelme kadını Emma Stone’un oynamasını eleştiriyor.

Aloha filmindeki Hawaii ve Çin karışımı kökenden gelen baş kahramanı Emma Stone oynadı.

Bunun üzerine Crowe blogunda bir özür kaleme almış ve neden Stone’u oynattığını gerekçelendirmişti. (Filmde baş kahraman dörtte birinin Hawaiili olduğunu söylüyor, ama bunun görünüşüne hiç yansımamış olmasından şikayet ediyordu.)

Beyaz aktörlerin başka ırktan roller oynadığı filmlerin sayısı hiç de az değil. Geçen yıl Ridley Scott’un Exodus: Tanrılar ve Krallar filminde Mısırlı kahramanların rollerini Arap olmayan oyuncular oynamıştı.

2013’te Lone Ranger filminde Kızılderili Tonto rolünü Johnny Depp’in oynaması tepki toplamıştı. Aynı şekilde Pers Prensi: Zamanın Kumları adlı filmde İsveç ve Yahudi kökenli Jake Gyllenhaal’ın başrolde oynaması eleştiri almıştı.

‘Aklama’

Ridley Scott’un Exodus: Tanrılar ve Krallar filminde Mısırlı kahramanların rollerini Arap olmayan oyuncular oynamıştı.

Beyaz aktörlerin diğer ırktan insanların rolünü oynaması sinema sektörü kadar eski. Afrika kökenli Amerikalılar uzun süredir Asyalı roller de dahil olmak üzere bütün karakterlerin “aklanmasından” uzun zamandır şikayetçi.

Aoki bu şekilde “Asyalı oyuncuları ciddiye almayın” mesajı verildiğini düşünüyor. 1961 yapımı Tiffany’de Kahvaltı filminde Mickey Rooney’nin takma dişler ve kalın gözlükler takarak bir Japon işadamını oynaması, 1930’larda Fu Manchu adlı hayali Çinli karakteri bir beyaz aktörün oynamasını örnek veriyor.

Çokkültürlülük psikolojisi üzerine bir kitap yazan Jeffery Mio, Los Angeles film sektöründe insanların kendileriyle aynı geçmişi paylaşan aktörlerle çalışmayı daha rahat bulduğunu, en büyük çokkültürlü toplum olan Amerika’da hala herkesin kendi sahasında oynamayı tercih ettiğini belirtiyor.

Tiffany’de Kahvaltı filmindeki Japon işadamı karakterini Mickey Rooney oynadı.

Seyirci çekmek

Ayrıca Hollywood’da beyaz yıldızların daha fazla seyirci çektiği iddiasında bulunanlar da var. Bu nedenle yapımcılar daha fazla kar etmek için beyaz oyuncuları tercih ediyor.

Amerikan aktörler sendikası başkanı David White ise bu iddiayı gülünç bulduğunu, Will Smith, Denzel Washington, David Oyelowo gibi siyah sanatçıların oynadığı filmlerin dünya çapında ne kadar talep gördüğünü ifade ediyor.

Guy Aoki farklı ırklardan aktörlerin bugün Hollywood’da iş yapma şansının her zamankinden daha yüksek olduğunu söylüyor. “Çin ikinci büyük sinema piyasası haline geldi. Filmlerde ne kadar fazla Asya kökenli Amerikalıları oynatırsanız kendilerinin yansıtıldığını hissedecektir seyirci. O yüzden de dış ülkelerde Asyalı oyuncuların kabul görmeyeceği düşüncesi saçma” diyor.

Lone Ranger filminde Kızılderili Tonto rolünü Johnny Depp’in oynaması tepki toplamıştı.

Seyirci otantiklik istiyor

Medya takip grupları filmdeki kahramanın kökenine uygun bir aktör tarafından canlandırılması çağrısı yapıyor.

Sektördeki bazı insanlar, izleyicinin çeşitliliğini yansıtması bakımından bunun önemli olduğunu düşünüyor ve çağrıyı paylaşıyor.

Fakat Hollywood’un bu konudaki politikalarını değiştirmek için sektör içinde tek ağızdan güçlü bir ses çıkması söz konusu değil.

Seyirci de rollerde artık daha fazla otantiklik görmek, Kızılderili rolünü Kızılderililerin oynamasını istiyor.

Pers Prensi: Zamanın Kumları adlı filmde İsveç ve Yahudi kökenli Jake Gyllenhaal başrolde oynamıştı.

Hollywood’da farklı kültürlerin hayat bulmasını ele alan ve 2013’te yayımlanan bir rapora göre, film stüdyolarının yönetici kademelerinin yüzde 94’ü beyazların elinde.

Prodüksiyonun her aşamasında azınlıklar yeterince temsil edilmiyor; kameranın hem önünde hem de arkasında beyazlar hakim. Bu değişmediği takdirde, ki televizyonda değişme yönünde işaretler görülüyor, Hollywood’da onlarca yıldır görülen beyaz hakimiyeti devam edecektir.

The Hateful Eight

The Hateful Eight, Quentin Tarantino’nun yeni filmi. İkinci Western filmi oluyor. Gösterim tarihi ABD için 25 aralık, Türkiye’de ise 8 ocaktır.

Konusu


Bir grup kelle avcısı, şiddetli bir kar fırtınasında bir yere sığınırlar; böylece kendilerini ihanet ve hile dolu bir hikayenin ortasında bulurlar…

Usta yönetmen Quentin Tarantino’nun son projesi olan ‘The Hateful Eight’ senaryosunun internete sızması sonrasında Tarantino tarafından iptal edimişti. Cannes Film Festivali’nde ise çekimlerin Kasım ayında başlayabileceği duyuruldu.

Detaylar


Vizyon Tarihi 8 Ocak 2016
Yönetmen: Quentin Tarantino
Oyuncular: Samuel L. Jackson, Kurt Russell, Jennifer Jason Leigh
Tür Western
Bütçe: 44.000.000$
Ülke ABD

ilk fragmanı yayınlandı.