KPSS Ortaöğretim/Önlisans sınavı ne zaman?

ÖSYM tarafından gerçekleştirilecek olan 2016-KPSS Ortaöğretim sınavı yaklaşıyor. Peki KPSS sınavı ne zaman yapılacak? KPSS sınav giriş yerleri nasıl öğrenilir? İşte detaylar…

KPSS Ortaöğretim/Önlisans

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) tarafından gerçekleştirilecek olan Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) Ortaöğretim düzeyi için tarih yaklaşıyor. Peki KPSS sınav giriş yerleri nasıl öğrenilir? KPSS ne zaman yapılacak? ÖSYM KPSS hakkında duyuru yayımladı. İşte detaylar…

KPSS ORTAÖĞRETİM/ÖNLİSANS NE ZAMAN YAPILACAK?

9-24 Ağustos tarihleri arasında başvurusu alınan KPSS-Ortaöğretim/Ön Lisans sınavları için adaylar hazırlık içinde. 2016-KPSS Ortaöğretim/Önlisans (Önlisans Düzeyi) 16 Ekim’de, 2016-KPSS Ortaögretim/Önlisans (Ortaöğretim Düzeyi), 20 Kasım 2016 tarihinde yapılacak.

16 Ekim-20 Kasım 2016 tarihlerinde yapılacak KPSS’nin süresi 2 saat (120 dakika) olacaktır. Sınavda adaylara Genel Yetenek ve Genel Kültür testleri uygulanacaktır.

ÖSYM’den yapılan duyuruda; “Merkezimizce 20 Kasım 2016 tarihinde uygulanacak olan Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS Ortaöğretim/Ön lisans) Ortaöğretim oturumunun 09.30 olarak belirlenen başlama saatinin 10.00 olarak değiştirilmesine karar verilmiştir.” denildi.

SONRADAN KAZANILAN MEZUNİYET TERCİH KOŞULLARINI DEĞİŞTİRMEYECEK

KPSS sınavına ortaöğretim düzeyinde başvuran ve başvurudan sonra ön lisans mezunu olan adaylar, sınava ortaöğretim düzeyinden girdikten sonra, tercih döneminde bilgilerini ön lisans olarak değiştiremeyecek.

SINAV GİRİŞ YERLERİ NASIL ÖĞRENİLİR?

Önlisans mezunu öğrencilerin katılacağı KPSS sınavı için sınav giriş belgeleri 08 Ekim Cumartesi günü ÖSYM tarafından yayımlandı.

KPSS SINAV GİRİŞ BELGENİZE ERİŞMEK İÇİN TIKLAYINIZ

ADAYLARIN SINAV MERKEZLERİNE GETİRMELERİ GEREKEN BELGELER

*Nüfus cüzdanı/Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı

*Süresi geçerli pasaport, pasaportları bulunmayan KKTC vatandaşlarının fotoğraflı ve kimlik numaralı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kimlik Kartı

*Askerî öğrenciler için askerî kimlik belgesi (Bu özel durum, muvazzaf askerler içingeçerli değildir.), tutuklu/hükümlü adayların bu durumlarını kanıtlayan fotoğraflı resmî belge

*Türk vatandaşlığından izin ile ayrılanlar ve bunların kanuni mirasçılarına ait Pembe/Mavi Kartlar

Belgenin üzerinde adayın sınava gireceği merkez, bina, salon bilgileri ile adayın fotoğrafı bulunacaktır. Belge üzerinde adayın fotoğrafı bulunması zorunludur. Adaylar, bu belgelerinin yazıcıdan dökümünü edinirken belge üzerinde fotoğraf olmasına özen göstermelidirler. Adaylar internetten edinecekleri bu belgelerinin renkli ya da siyah-beyaz çıktılarını
sınav günü yanlarında bulundurmak zorundadır. Belgenin ön ve arka yüzünde ÖSYM’nin belirlediği bilgiler dışında herhangi bir yazı, resim, işaret vb. bulunmamalıdır. Sınava Giriş Belgesi’ni (fotoğraf görünür bir şekilde) yanında bulundurmayan adaylar sınava alınmayacaktır. Kimlik ve güvenlik kontrolleri ile salona giriş işlemlerinin zamanında yapılabilmesi için, adayların sınava girecekleri binanın kapısında sınavın başlama saatinden en az 1 saat önce hazır bulunmaları zorunludur. Adayların sınava girecekleri binayı sınav gününden önce görmeleri yararlarına olacaktır. Adaylara Sınava Giriş Belgesi gönderilmeyecektir. Kurşun kalem, silgi, kalemtıraş, peçete ÖSYM tarafından temin edileceğinden, şeffaf pet şişe
içerisindeki su dışında hiçbir araç, gereç, içecek ve yiyeceği sınava gireceğiniz binaya getirmeyiniz. Sınava şeffaf pet şişe içerisinde su getirebilirsiniz.

DİKKAT: Adayların kimlik belgesinin aslını yanında bulundurması gerekmektedir. Fotokopi belge vb. kabul edilmez. Bu belgelerini eksiksiz olarak yanında bulundurmayan bir aday, mazereti ne olursa olsun, sınava alınmayacak; sınava alınsa bile sınavı geçersiz sayılacaktır.

Reklamlar

Üniversite kazanmak çok zor mudur?

Değildir. psikolojisi zordur. zamanında o başkan ne zaman tv ye çıkıp “sorular kolaydı ama öğrenciler niye yapamadı acabaaa allah allah” dedikçe tribe girerdim.

üniversite kazanmak değil kaliteli üniversite kazanmak zordur.

bir sayısal öğrencisi için itü, odtü gibi okullar çok iyidir.

bir eşit ağırlık veya sözel öğrencisi için ise boğaziçi, galatasaray gibi okullar.

tabi bunlar birbirleriyle yer de değiştirebilir. bir de bunların haricinde sabancı, koç, bilkent gibi özel okullar da para varsa paralı, para yoksa burslu kazanılırsa süperdir. şu an aklıma gelmeyen bir iki kaliteli devlet üniversitesi daha vardır misal hacettepe, yıldız teknik gibi. işte onların haricinde geride kalan orta ve alt düzey ne kadar okul varsa hepsini sallayın. ne iş garantisi ne de iyi bir yaşam sunmaz, gereken donanımı vermezler.

sırf üniversite okumuş olmak için okumaktansa iş garantili bir bölümde 2 veya 4 yıllık da olsa okumak çok daha iyidir. yurt dışında millet meslek okullarına çok daha büyük önem veriyor. herkes üniversite okuyacak diye bir şey yok. eğer az biraz paranız varsa ve türkiyede ilk 10-15 000’e giremediyseniz gidin yurt dışında okuyun, hem de ingilizcenizi geliştirin, daha iyidir. bir de istanbul ve ankara haricinde her yeri de sallayın. türkiyede gerçek üniversite hayatı yalnız bu iki şehirdedir. diğerleri orta veya alt düzeyde üniversiteler. bir cacık çıkmaz onlardan.

edit: tıp ve hukuk gibi alanlar elbette bu genellemelerin dışındadır.

Kamuda çalışırken üniversite okumak mümkün mü?

Üniversitede okumakta iken önlisans veya lise düzeyinde KPSS’ye giren ve atanması halinde eğitimine devam edebilme konusunda tereddüde düşen üyelerimizin durumunu inceliyoruz.

Üniversitede okumakta iken önlisans veya lise düzeyinde KPSS’ye giren ve atanması halinde eğitimine devam edebilme konusunda tereddüde düşen üyelerimizin durumunu inceliyoruz.

Kamu personelinin mesai durumu

657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 99.maddesi şu şekildedir: “Memurların haftalık çalışma süresi genel olarak 40 saattir. Bu süre Cumartesi ve Pazar günleri tatil olmak üzere düzenlenir. Ancak özel kanunlarla yahut bu kanuna veya özel kanunlara dayanılarak çıkarılacak tüzük ve yönetmeliklerle, kurumların ve hizmetlerin özellikleri dikkate alınmak suretiyle farklı çalışma süreleri tespit olunabilir.”

Aynı Kanunun 100. Maddesinde ise “Günlük çalışmanın başlama ve bitme saatleri ile öğle dinlenme süresi, bölgelerin ve hizmetin özelliklerine göre merkezde Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca, illerde valiler tarafından tespit olunur.”

Bu maddelere dayanılarak da Bakanlar Kurulu kararıyla, merkezi kurumların mesaisinin 09.00 ile 18.00 arası olması, diğer kurumların ise 08.00 ile 17.00 arası olması düzenlenmiştir.

Bu çalışma saatleri konusunda memur, sözleşmeli personel, KİT personeli, işçi ayrımı kural olarak yoktur. Hangi statüde çalışılırsa çalışılsın bu saatler aynıdır.

Personel mevzuatında eğitim izni var mı?

Devlet Memurları Kanunu ve diğer personel mevzuatında yıllık izin, sağlık izni, analık-babalık izni, süt izni gibi izinler olmasına rağmen eğitim ve okul konusunda herhangi bir izin düzenlemesi bulunmamaktadır.

Mesaide devamlılık şart

Personel mevzuatında eğitim izni olmadığı için mesai saatleri içinde personelin görevi başında olması gerekmektedir. Ve yasal dayanak olmadığı için bu amaçla böyle bir izin de verilemez. Ancak yıllık izinler bunun için kullanılsa da bu da tüm yıl süren üniversite eğitiminin ancak birkaç haftası için yeterli olabilecektir.

Kurum esneklik sağlar mı?

Bu tamamen kurumda bağlı olduğunuz yöneticilerin inisiyatifinde olan bir durumdur. İstenirse buna göz yumularak idare edilebilir. İstenirse hiç izin de verilmeyebilir. Bu konuda burada net bir şey söylemek mümkün değil.

Anayasal bir hakkınız var mı?

Anayasanın sosyal ve ekonomik haklarda eğitim hakkı düzenlenmektedir. Buna göre Devlet eğitimi destekler ve gerekli tedbirleri alır. Ancak bu genel olarak eğitim imkanı olmayan ekonomik durumu zayıf kişiler ve ailesi tarafından eğitimine izin verilmeyen kişilerin eğitime kazandırılması şeklinde uygulama bulmaktadır.

Ayrıca, sizin mesai nedeniyle eğitiminize izin verilmemesi sadece sizin yararınızı etkilemektedir. Ancak mesaide olmamanız nedeniyle kamu hizmetinin aksaması ise kamu yararını etkileyecektir. Ve kamu yararı sizin bireysel yararınızdan üstün olduğu için bu açıdan da mesaiye öncelik verilmesi gerektiği öne çıkmaktadır.

İkinci öğretim okuyanların durumu

Üniversitelerin ikinci öğretimlerinde okuyanların ise durumu biraz daha kolay olmaktadır. Ancak bazı üniversitelerde ikinci öğretim dersleri 14.00’de kimisinde ise 17.00’den sonra başlamaktadır. Genel olarak 17.00’dan sonra başlayan öğrenimler için kamuda çalışmak pek sıkıntı olmamaktadır. Ancak yine de 17.00’daki derse yetişmek için mesaiden belli bir süre önce çıkılması gerekebilmektedir. Bu durum ise yine dediğimiz gibi çalıştığınız kurum yöneticisinin takdirine bağlı olarak değişmektedir. Kimisi bu konularda destek olurken kimisi tam köstek olabilmektedir.

Sonuç olarak

“Üniversite okuyorum/okuyacağım. KPSS lise/önlisanstan X puan aldım. Bir yere veya okuduğum yere atanırsam hem okuyum hem çalışabilir miyim?” gibi soruların cevabı şudur

1- Bu konuda herhangi özel bir izin yoktur.

2- Kurumunuz sizi idare edebilir de etmeyebilir de.

3- Aslolan mesaiye devam etmenizdir.

4- Okulunuz aksaması kurumun değil sizin bir sorununuzdur.

Memuriyete başlayan bazı kişiler eğitime devam etmek için memuriyetten ayrılmaktadır. O mesleğe girmek için çırpınan ve zor durumda olan insanlar da düşünüldüğünde Üniversite okuyan KPSS adaylarının bu bağlamda iyi düşünerek net bir karar verdikten sonra tercih yapmaları mantıklı olacaktır.

Kutay Seymen ARIKAN

Öğretim Stratejileri, Yöntem ve Teknikleri

  • Temel aşamalar;
    • Öğretimin hedefleri / davranışlar (Öğrenci kazanımları)
      • Niçin eğitim? Ne tip birey?
    • Kapsam, içerik, muhteva (Üniteler ve konular)
      • Ne öğreteceğiz?
    • Eğitim durumları / öğrenme yaşantıları
      • Nasıl öğreteceğiz? Ne kadar zamanda öğreteceğiz? Nerede öğreteceğiz?
    • Sınama durumları (Ölçme ve değerlendirme etkinlikleri)
      • Ne kadar öğrenme oldu? Hedeflere ne düzeyde ulaşıldı?
  • Öğretme-Öğrenme kuramları > Öğretim stratejileri (yaklaşımlar) > Yöntemler (yollar) >Teknikleri (uygulama)
  • Öğretme-Öğrenme kuramları [Hedef] [Temel felsefe]
    • Programlı (Programlandırılmış) öğretim – Skinner
      • Davranışçı öğrenme kuramı.
      • Okul veya okul dışı için bireyselleştirilmiş. Bireysellik ön plandadır.
      • Bilgi küçük parçalara ayrılır, her aşama pekiştirilir.
      • Kademeli ve zincirlemedir.
    • Okulda öğrenme modeli – Carroll
      • Üç temel dayanak;
        • İyi öğrenen ve iyi öğrenemeyen öğrenciler vardır.
        • Hızlı öğrenen ve hızlı öğrenemeyen öğrenciler vardır
        • Uygun koşullar altında genelde öğrenciler benzerdir.
      • Her öğrenci uygun şartlar altında nitelikli öğrenmeye kavuşabilir.
      • Beş temel öğe vardır: 1- Yetenek, 2- Öğretimin kalitesi, 3- Öğretimi anlama yeteneği, 4- Sebat, 5- Öğrenmeye ayrılan süre
      • Bu yöntemden kaynaklanan iki yöntem vardır;
        • Bireyselleştirilmiş öğretim sistemi. Keller
        • Tam öğrenme. Bloom
    • Tam öğrenme – B. Bloom
      • Bilişsel öğrenim kuramı
      • Sınıftaki öğrenci seviyeleri normal dağılım gösterir. Her öğrenciye göre uyum sağlanırsa tam öğrenme olur.
      • Üniteler düzenlenir ve üniteler öğrenilmeden geçilmez.
      • Hazır bulunuş ve uygun zaman tanınırsa her öğrenci başarılı olabilir.
      • Okullar öğrencilerin değişmeyen özellikleri üzerinden değil, değişebilir özelliklerini düzenleyerek eğitim vermelidir.
      • İpucu, pekiştirme, katılım, dönüt ve düzeltme vardır.
      • Tam öğrenme standardına (min. %70) ulaşamayan öğrenciye ek ders. Not verme yoktur.
      • Tam öğrenme modelinin değişkenleri
        • Öğrenci nitelikleri (Giriş davranışları)
          • Akademik özgüven (benlik): öğrenme süresince başarılı olunacağına dair inanç.
          • Sözel-İşlemsel yetenek
          • Derse yönelik tutumlar
          • Bilgi ve beceriler
        • Öğretim hizmetinin niteliği
          • İpuçları: sözel, görsel, yaşantılara dayalı > davranış kuralı oluşturma ve uygulama > görev ve
          • Öğrenci katılımı
            • Disiplin için: sorunun kaynağını belirleme sorumluluk verme.
          • Pekiştirme
          • Dönüt ve düzeltme (geri bildirim)
            • 1- Yönlendirici, 2- Güdüleyici, 3- Pekiştirici
    • İşbirlikçi (kubaşık) öğrenme – Slavin, Vygotsky, J.Dewey, Bandura, Kagan
      • Öğrenciler küçük heterojen gruplar hâlinde birbirleri ile birlikte çalışarak, etkileşimle.
    • Yapılandırmacılık – Piaget, Vygotsky, Bruner, J.Dewey
      • Öğrenme, bilginin zihinde yapılanması ile olur.
      • Sorumluluk öğrencidedir.
      • Öğretmen öğretmez, öğrencilerin öğrenmesini sağlar, öğrencilerle işbirliği içindedir.
      • Bilgi tam olarak gerçeği yansıtmadığı için gerçeklik kavramı yaşantılara göre şekillenir.
      • Bilgiye “hipotez” nazarı ile bakılır. Bilgi, birey tarafından yapılandırılır.
      • Yeni bilgiler eskileri üzerine bina edilir.
      • “Etkinlik merkezli” eğitim etkinlikleri yapılır. Sosyal etkileşimle öğrenme daha etkilidir.
      • İki temel kuram ön plandadır
        • Bilişsel yapılandırmacılık: J. Piget’e göre zihinsel yapıda oluşan denge süreci
        • Sosyo-kültürel yapılandırmacılık: Vygotsky’e göre çevre ile etkileşim ile oluşur.
      • Öğrenme-öğretme süreci aşamaları
        • Bilgiler harekete geçirilir
        • Yeni bilgi
        • Bilginin anlaşılması: özümleme, uyma.
        • Bilgiyi uygulama
        • Bilginin farkında olma
      • Sarmal ve modüler program desenleri
    • Çoklu zekâ – Gardner
      • Öğrencinin bir ya da daha fazla alandaki ürün ortaya koyma kapasitesi.
      • Mantıksal/Matematiksel Zekâ, Sözel Zekâ, Bedensel/Kine statik Zekâ, Görsel/Uzamsal Zekâ, Müziksel/Ritimsel Zekâ, Sosyal/Bireylerarası Zekâ, Bireysel/Öze(İçe) Dönük Zekâ, Doğa Zekâsı
    • Temel öğretme modeli – Glaser
      • Hem davranışçı hem bilişsel yaklaşım sentezi
      • Dört öğe: hedef, giriş davranışlar, ortam, değerlendirme
    • Basamaklı öğretim modeli – Nunley
      • İlerlemeci öğretim kuramı & yapılandırmacı öğretim kuramı
      • Basamaklar
        • Yaratıcı düşünce, eleştirel düşünce, etkin düşünce
        • Temel bilgilerin seçilmesi, uygulanmasıdır. Görevlerin yerine getirilmesi.
        • Öğrenci ilgi ve yeteneğine uygun alana yönelmesi
  • Öğretim-Öğrenme stratejileri yaklaşımları [Hedef] [Yaklaşım]
    • Öğretim stratejisi: Öğretmenin kullanacağı yöntem-teknik, zaman-süre ve ara.-gereç düzenlemesi. Hedefe ulaşmak için izlenen genel yoldur.
    • Sunuş yolu – Asubel
      • Önce genel bilgiler, sonra ayrıntılar. Tümdengelim. Bütünden parçaya, genelden özele…
      • Bilgiler düzenli, öğretmen etkin. Konular ardışık.
        • Öğretim planı > Giriş > Kavram > Bilişsel yapı güçlenmesi
      • Konu ve öğretmen merkezlidir. Öğrenci ve öğretmen arasında etkileşim var. Öğrenciye hazır bilgi sunulur. Öğrenci zihinsel hazırlığa ve ön bilgiye sahip olmalıdır.
      • Anlatım, soru-cevap, seminer… Çok sayıda örnek kullanılır.
      • Hedef alanı: bilme
      • Zaman tasarrufu sağlar
      • Dilsel anlatım becerisini geliştirir.
      • Grubun kalabalık olması hâlinde ekonomiklik sağlar.
      • Soyut kavramların açıklanmasında kolaylık sağlar
    • Buluş yolu – Bruner
      • Öğrenci merkezli. Tümevarımsal.
      • Bruner’e göre öğrenci bilgiye kendi ulaşmalı, keşfetmeli.
      • Örnek olay, tartışma, münazara, panel, problem çözme…
      • Hedef alanı: kavrama, analiz, değerlendirme
      • Zihinsel süreç: tümevarım, analoji-diyalektik, problem çözme, eleştirel yaklaşım…
      • Zihinsel gelişim hayat boyu devam eder.
    • Araştırma-İnceleme yolu – J. Dewey
      • Öğrenci merkezli. Tümüyle öğrenci aktiftir.
      • Gösterip yapma, soru-cevap, beyin fırtınası…
      • Öğretmen kaynak önermez.
      • Hedef alanı: uygulama, analiz, sentez, değerlendirme
      • Zihinsel süreç: tümdengelim, tümevarım, eleştirel düşünme, akıl yürütme kullanılır
    • Tam öğrenme – B. Bloom
      • Öğretmen ve öğrenci merkezli
      • Tüm teknikler kullanılır
      • Hedef alanı: tüm hedefler
      • Zihinsel süreç: tümevarım, analoji-diyalektik, problem çözme, eleştirel yaklaşım…
  • Öğretim yöntemleri [Bilişsel, Duyuşsal, Psiko-Motor] [Yol]
    • Anlatım, Tartışma, Örnek olay, Gösterip yaptırma, Deney, Problem Çözme, Proje Temelli Öğrenme, Bireysel Çalışma
  • Öğretim teknikleri [Bilişsel, Duyuşsal, Psiko-Motor] [Uygulanma biçimi]
    • Grupla
      • Beyin Fırtınası,
        • A. Osbourn tarafından geliştirilmiştir.
        • İki bölümdür; 1- fikir oluşturma, 2- fikirleri değerlendirme
      • Gösteri, Soru-Cevap (Sokrat Metodu), Drama (Bağımsız Rol Yapma). Rol Yapma (Sosyo-Drama, Psiko Drama), Benzetim (Simülasyon), İkili ve grup Çalışması. Mikro Öğretim, Eğitsel Oyunlar, Altı Şapkalı Düşünme Tekniği, Ekiple Öğretim, Balık Kılçığı Tekniği(K.İshikawa), Laboratuar Metodu, Akran Öğrenme, İstasyon Tekniği, Öykü Oluşturma Yöntemi, 5E Öğretim Modeli, Akvaryum Tekniği, Görüş Geliştirme, Vee Diyagramı…
      • Altı Şapkalı Düşünme Tekniği
        • Beyaz (Bilim Adamı/Tarafsız): Objektif
        • Kırmızı (Duygusal/Ateş): Kişiye özgü duygular
        • Siyah (Karamsar/Yargıç): Eleştirel ve olumsuz yönden
        • Sarı (İyimserlik/Güneş)
        • Yeşil (Yaratıcı/Bitki): Alternatif ve orijinal
        • Mavi (Değerlendirici/Gökyüzü): Tüm yönleri ile
      • Görüş geliştirme
        • Birey, görüşünü diğer kişilerin görüşünden yararlanarak geliştirir.
        • Katılımcılar görüşe ne kadar katıldıklarını belirten “katılıyorum, kararsızım…” şeklinde ifadede bulunurlar.
      • Sokrat Metodu
        • Üst düzey metinlerin açığa çıkması için öğrencileri aktif kılan teknik.
      • Zihin ve Kavram Haritaları
        • Zihin haritaları: 1- Konu belirleme, 2- serbest düşünme, 3- İlişkilendirme
        • Kavram haritaları
          • Örümcek kavram haritası
          • Hiyerarşik kavram haritası
          • Akış Şeması
          • Sistem kavram haritası
    • Bireysel
      • Bireyselleştirilmiş Öğretim, Bilgisayar Destekli Öğretim
      • Programlı Öğretim
        • Davranışçılık kuramının bir ürünüdür.
        • Doğrusal modelleme planı. Skinner
        • Dallara ayrılan program
        • Skinner’in pekiştirme ilkeleri
          • Küçük adımlar ilkesi
          • Etkin katılım ilkesi
          • Anında düzeltme ilkesi
          • Öğrenmenin ilerlemesi ilkesi
          • Bireysel hız ilkesi
          • İpucu verme
          • Performans değerlendirmesi
    • Sınıf dışı
      • Gezi, Gözlem, Görüşme, Sergi, Proje, Ödev, Görüşme, Eğitsel Oyunlar
  • Zıt panel: iki grup karşılıklı soru sorar cevap verir.
  • Forum: dinleyiciler katılımcılara doğrudan soru sorabilirler
  • Panel: 3-5 kişilik katılımcı dinleyicilere olayı farklı açılardan anlatır
  • Sempozyum: bilimsel ve akademik konular oturumlar halinde aktarılır. Dinleyici soru ve düşünceleri süreç içinde değerlendirilir.
  • Kollegyum: uzman grup ve öğrenciler
  • Philips 66: Altışar kişilik gruplar 6 dakikada karara varır.
  • Hızlı Tur
    • Soru sorulur ve düşünmeleri istenir
    • Her öğrenci sırayla fikrini söyler
    • Sırası gelen öğrenci önceki söylenenleri tekrar etmez. Söyleyecek sözü olmayan “geçiniz” der.
  • Örnek Olay: Neden-sonuç ilişkilerine dayalı çözüm yolları önerilmesi önemlidir.
  • Tombala: yatay ve dikey olarak düşünceler kartlara yazılır. Kartlar öğrencilere rastgele dağıtılır.
  • Tereyağı-Ekmek: Öğrenci önce kendi başına düşünüp sonra diğer öğrencilerle paylaşır. Düşünceler paylaşıldıktan sonra sınıfla paylaşılır. Öğrenciler aktiftir. Düşünme ve eksikleri gidermeyi sağlar.
  • Vee diyagramı: Kavram öğretme amaçlıdır. V harfinin sağına yapılacaklar yazılır. Odak soru V’nin ortasına, araç gereçler V’nin altına yazılır.
  • Yansıtıcı düşünme: geçmişten ders çıkarıp geleceği kurgulama.
  • Durağan bilgi: Entegral konusu hakkında çocukların bilgisi olmadığı gibi hiçbir zaman da kullanmayacak olmaları.
  • Hedef alanları ve öğretim yöntem teknikleri
    • Bilişsel hedefler: anlatım, soru-cevap, bilgisayar destekli, beyin fırtınası…
    • Duyuşsal hedefler: tartışma, işbirlikçi, drama, örnek olay…
    • Psiko-motor hedefler: gösterip-yaptırma, gösteri, deney, mikro öğretim…
  • Öğrenme durumları ve öğretim stratejileri
    • Bilme: sunuş yoluyla; anlatım, soru-cevap, gözlem-seminer…
    • Kavrama: buluş yoluyla, çoklu zeka; tartışma, örnek olay, beyin fırtınası
    • Uygulama, analiz, sentez, değerlendirme: araştırma-inceleme, işbirlikçi, yapılandırmacı, çoklu zeka; gösterip-yaptırma, proje tabanlı, deney, drama, simülasyon
    • Tüm hedef alanları: tüm öğrenme; tümü
  • Eğitim durumlarının değişkenleri: öğrenci-öğretmen-öğretim programı.

Almanya’da eğitim

Ana sorumluluk Bundesländerler altındayken (eyaletler), federal hükümetlerin bu konuda çok küçük rolleri vardır. İsteğe bağlı olmak üzere anaokulu eğitimi üç ve altı yaş arasındaki tüm çocuklar için sağlanmaktadır, sonrasında ise on iki yıl sürecek zorunlu eğitim hayatı başlayacaktır.[1] Almanya’da öğrenciler birden altıya kadar olan bir sistemle notlandırırlar; bir en yüksek, altı ise en düşük veya geçersiz not konumundadır. Bir çocuğun okula devamını engelleyecek şekilde hasta veya özürlü olmasının dışına Alman eyaletlerinin hiçbirinde evden eğitime izin verilmemektedir. Almanya’da kısa bir süreliğine yaşayacak olan yabancı ailelerin çocukların ev ortamında kendi dillerinde eğitime tutulmak suretiyle zorunlu eğitimden muaf tutulabileceklerine dair istisna kararlar da vardır. İlköğretim genel olarak dört yıl sürmektedir (Berlin ve Brandenburg’da 6) ve devlet okulları bu aşamada yer almazlar.[2]

Orta öğretimde ise eğitimcilerin tavsiyeleriyle karar verilebilecek öğrencilerin yeteneklerine göre ayrıldıkları dört tip okul bulunmaktadır: Gymnasium, en yetenekli öğrencileri bünyesinde barındırır ve onları üniversiteye hazırlar; Realschule, orta düzeydeki öğrenciler için yaygın olan öğretim kurumlarıdır; Hauptschule, öğrencileri mesleki eğitime hazırlar ve Gesamtschule veya kapsamlı okul her üç uygulamayı da bünyesinde bulundurur. Ayrıca Förderschulen (fiziksel veya zihinsel engelliler için) adında okullar da bulunmaktadır. Her 21 öğrenciden biri Förderschule okuluna devam etmektedir.[2][3]

Üniversiteye girmek için, lise öğrencilerinin Abitur sınavını başarıyla geçmeleri gerekmektedir; fakat bunun yanında mesleki okul diplomasına sahip öğrenciler de giriş için başvuruda bulunabilmektedirler.Duale Ausbildung adı verilen özel bir staj sistemi, mesleki eğitim öğrencilerine okullarına devam ederken bir şirket bünyesinde çalışmalarına imkân tanımaktadır.[2] Almanya güçlü bir eğitim sistemi geçmişine sahip olmasına rağmen, son PISA öğrenci değerlendirmelerinde güncel konularda zayıf bir performans sergilemişlerdir. 2000 yılında yapılan 43 ülkenin katıldığı testte[4], Almanya okumada 21. sırada yer alırken matematik ve doğal bilimlerin her ikisinde de 20. sırada bulunmuştur, ve bu gelişmeler üzerine reform çağrısında bulunulmuştur.[5]

Yıldız Teknik Üniversitesi

Yıldız Teknik Üniversitesi (kısaca YTÜ), İstanbul, Türkiye’de yer alan; 1911 yılında Kondüktör Mekteb-i Âlîsi adıyla kurulmuş devlet üniversitesidir.

Bünyesindeki 10 fakülte, 2 enstitü, 3 Yüksekokul ve 41 bölüm ile akademik etkinliklerini sürdürmektedir.

Yıldız Teknik Üniversitesi, Sultan V. Mehmet Reşat zamanında Nafıa Nazırlığı’na (Bayındırlık Bakanlığı) bağlı Vilayet Nafıa İdarelerinin “Fen Memuru” (eski adıyla kondüktör, yeni adıyla tekniker) ve Mühendis gereksinimlerini karşılamak amacıyla 1911’de Kondüktör Mekteb-i Âlîsi adıyla, Paris’teki “Ecol De Conducteur”ün müfredat programı esas alınarak Bayındırlık Bakanlığı’na bağlı bir üniversite olarak kurulmuş ve okula öğrenci kaydına 22 Ağustos 1911’de başlanmıştır. Zamanla padişahların ve cumhuriyet döneminde de yöneticilerin desteğiyle büyüyüp gelişen okul bugün merkezi İstanbul’un kültür ve iş merkezlerinden Beşiktaş’ta bulunan 4 yerleşkeye sahiptir. Yıldız ve Davutpaşa yerleşkelerinde Osmanlı döneminden kalan binalarda eğitim yapılmaktadır.

Yıldız Teknik Üniversitesi bugün 26000 civarında lisans, 4000 civarında lisansüstü öğrenci ve 1000 civarında öğretim görevlisi ile eğitim hayatını sürdürmektedir. Türkiye’deki pek çok üniversiteden farklı olarak kuruluşunda elektrik, inşaat, kimya-metalurji vemakina olarak 4 fakülteye ayrılmıştır. Yıldız’lı pek çok hoca ve mezun TÜBİTAK bilim ödülü ve TÜBA ödülü almıştır ve pek çok hoca da ABD, İngiltere, Rusya bilimler akademisi üyesidir. Mayıs 2012 tarihinde Yıldız Teknik Üniversitesi Türkiye’nin ilk tam kapsamlı ISO 9001 belgeli üniversitesi olmuştur.

Facebook’un yeni çalışanlarına verdiği küçük kırmızı kitap

Facebook‘un yeni işe başlayan çalışanlarına verdiği “küçük kırmızı kitap”uzun zamandır internet dünyasını meraklandırıyordu. Bir şekilde bu kitap çok da fazla internete sızmamıştı. 
Facebook’da 2008-2014 yılları arasında tasarımcı olarak çalışmış olan ve bu küçük kırmızı kitabın da tasarımcısı olan Ben Barry paylaşınca bu merakımız ortadan kalkmış oldu.

Bu kitap 2012 yılında Facebook’un 1 milyar kullanıcıya ulaşmasından sonra dağıtılmaya başlandığını söylüyor Ben Barry ama asıl güzel olan ise neden dağıltılmaya başlandığı. Barry, Facebook büyüdükçe, çalışanlar arttıkça artık yeni çalışanlara şirket kültürünün, geçmişinin yani doğal olarak vizyonunun ve misyonunun iyi bir şekilde aktarılamamaya başladığını bu nedenle bu kitabı hazırladıklarını belirtiyor. Kitabın içerisinde neler olduğunu tamamen öğrenebilmemiz için Facebook’da işe başlamamız gerekiyor ama ben gördüğüm kadarını sizlerle paylaşacağım.

Kapak ve giriş sayfası okuyanı kendine bağlamayı başarıyor:

Facebook’un aslında bir şirket olmak için kurulmadığını, dünyayı daha açık ve birbiriyle bağlantılı hale getirmek için kurulduğunu söylüyor.

facebook1

Dünyayı değiştirmek, iletişimi değiştirmek! Böyle bir amaç için kim daha fazla çalışmak istemez ki?

benbarry-000324

“Küçük kırmızı kitap ilk olarak Çin Komünist Partisi kurucusu Mao Zedong tarafından bastırılmış ve bu halinde de ondan esinlenmeler görülüyor. Bazı alıntıların Mao’nun sözleri olduğu belirtiliyor.

“Hepinizin de bildiği gibi medyayı kontrol eden halkı kontrol eder. Bu anlayış Facebook’un da temellerinde yer alıyor. Basılı tek sayfaya hükmederseniz sadece onu okuyanlara hakim olursunuz, radyo ve diğer iletişim kanalları için de bu böyledir.” Facebook’un bize neden hem yazılı hem görsel hem de video materyali sunduğunu daha iyi anlıyorsunuz sanırım.

benbarry-000325

 

“Yaklaşık olarak her 1 Facebook mühendisi 1 milyon Facebook kullanıcısından sorumludur.” Her bir çalışanınızın kendinin ne kadar önemli olduğunu hissetmesi ne kadar güzel değil mi?

benbarry-000326

İnternet dünyasında 5 yıl, 10 yıl gibi planlar yapmanız pek mümkün değil, bunu hepimiz anlamışınızdır sanıyorum. (Konuştuğumuz şirketlerin kaçar yıllık olduklarına bakın, gelecekte kimleri konuşacağız?) Facebook da bu düşünceyle 30 yıl sonra olmak istedikleri yere odaklanarak 6 aylık programlar dahilinde ilerliyor.

“Düzgün çalıştığı sürece işin en kolay yolunu bulmak (hacking) eğlencelidir” (Önceki çeviri hatalıydı, bdaylak kullanıcısının yorumuyla düzeltildi.)

benbarry-000328

 

“Hem çok büyük olup hem de çok rahat olmak bir arada olan şeyler değildir.”

benbarry-000329

“Hızlı olan dünyanın yeni varisi olacaktır. Çok farklı bir bakış açısıyla hızlı olanın sadece kazanmaya daha yakın olduğu değil yeni başlangıçlara da daha yakın olduğu paylaşılıyor. Yavaş ilerleyip teorilerde takılmaktansa hızlı hareket edip, yanlışı görün, yeniden başlayın.”

benbarry-000331

Gördüğüm kadarıyla kitabın en güzel sayfası bu. “Eğer gerçekten iyi bir şeyler yapacağınıza inanmıyorsanız siz de aşağıdaki fotoğrafa bakın ve tekrar düşünün!”

benbarry-000332

“Facebook kullanıcıları bizi (çalışanları) sevdiği için kullanmıyor, bizi kullanıyorlar çünkü arkadaşlarını seviyorlar.” Bazı gerçeklerin farkında olmak çok önemli. Birçok girişimci ürününe aşık olup batırıyor, bu sözü onlara da hatırlatmak lazım.

benbarry-000333

Neyi, ne için yaptığınızı unutmayın. “Para kazanmak için bir servis geliştirmiyoruz! Daha iyi bir servis geliştirmek için para kazanıyoruz!”

benbarry-000334

En güzeli her zaman en sona bırakılır. “Facebook’u öldürecek “şey”i biz yapmazsak bir başkası yapacaktır.” Kaç şirketimiz bu motto ile kendini geliştiriyor?

benbarry-000335

Sizi bilmem ama Facebook’un böyle bir şey yapmış olması gerçekten çok değerli. Türkiye’de “şirket kültürü” adına gördüklerimiz sınırlı ama en azından bunu kopyalayıp, kendilerine uyarlayıp şirketler kendi çalışanlarına verebilirler. Böylece bir kültür geliştirmenin ilk adımlarını atmış olurlar.