kast sistemi ve it (bilişim teknolojisi) arasindaki iliski

kanunlarca yasaklanmis olmasina ragmen, hindistan’da 3000 senelik gecmisi olan ve hala gecerliligini koruyan kast sistemi ve it (bilişim teknolojisi) arasindaki iliski.
kast sistemine gore herkes kendi kastina ait olan biriyle evlenebilir ve yapmasina izin verilen isler bellidir. istediginiz kadar ugrasin, ust basamaklara tirmanamazsiniz.

iste burada devreye bilisim (bilgi&iletisim) teknolojileri giriyor. son zamanlarda unlenen bu sektor, dogal olarak 3000 yillik kast sistemi tarafindan yasaklanmamis. ve bu sayede, toplumda yukselmek isteyenler icin adeta bir kurtarici olmus.

su an, dunyada en cok taninan ve kazanan hint ceo’lardan bazilari:

(bkz: shantanu narayen) – adobe systems
(bkz: sundar pichai) – google
(bkz: satya nadella) – microsoft
(bkz: nikesh arora) – softbank (japon sirketi)
(bkz: rajeev suri) – nokia
(bkz: dinesh paliwal) – harman international
(bkz: sanjay mehrotra) – sandisk corporation
(bkz: george kurian) – netapp
(bkz: sanjay kumar jha) – global foundries

hindistan’da, mit’e (massachusetts institute of technology) rakip olmak icin iit (indian institutes of technology) kurulmus, ve bu okula ogrenci olarak girmek demek artik “kazananlar kulubu”ne dahil oldugunuz anlamina geliyor.
google, burada okuyan bir ogrenciye yillik 333,200 dolarla is teklifinde bulundu.
ilgili haber

iit’de okumayanlar da elbette derslerinde basarili olarak kazananlar kulubune girebiliyor.
mesela facebook, mnit’de (motilal nehru national institutes of technology) okuyan bir ogrenciye yine ayni rakami sundu.
ilgili haber

yani son zamanlarda bu kadar cok hintli ceo gormemizin nedeni hindistan’in nufusunun fazla olmasi degil; insan kaynaklarinin gunden gune kalitelesmesi.
elbette her bilisim teknolojisi sektorunde calisan insan kast sisteminde alt tabakaya ait olmasa da, bu hirs ve azime oncelik etmis.

Reklamlar

Oligarşinin Demir Kanunu

Oligarşinin Demir Kanunu, Alman sosyolog Robert Michels tarafından ortaya atılmıştır.

Oligarşinin Demir Kanunu göre, karar vericiler, doğrulanmak ihtiyacı içinde olduklarından dolayı, destek elde etmek için bilgiyi manipule etmektedirler. Liderin etrafındaki insanlar doğru bilgiyi (nüfus sayımları, propaganda vs. gibi) engellemektedirler. İktidar gücü gerçekleri görmeyi engellemektedir. Meselâ, bir kişi sadece halihazırda iktidarda olması sebebiyle seçilebilmektedir. Başarısızlığına rağmen sırf kendi temsilcileri olduğu için, kendi seçim bölgesinde takdir edilmektedir. Gerçek halkın gerçek ihtiyaçları rol oynamamaktadır.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 1715 sayılı yasa ile 15 Haziran 1930 yılında kurulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın temel amacı, fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi belirler. Para politikasını uygulamada tek başına yetkilidir ancak temel amacı ile çelişmemek kaydıyla hükümetin büyüme ve istihdam politikalarını da destekler.

TCMB’nin Temel Görevleri

  1. Açık piyasa işlemleri yapmak.
  2. Hükümetle birlikte Türk Lirasının iç ve dış değerini korumak için gerekli tedbirleri almak ve kur rejimini belirlemek.
  3. Zorunlu karşılıklar ve umumi disponibilite ile ilgili usul ve esasları belirlemek.
  4. Reeskont ve avans işlemleri yapmak.
  5. Ülke altın ve döviz rezervlerini yönetmek,
  6. Ödeme ve menkul kıymet transferi ve mutabakat sistemleri kurmak ve bunların kesintisiz işlemelerini sağlamak,
  7. Finansal sistemde istikrarı sağlayıcı ve para ve döviz piyasaları ile ilgili düzenleyici tedbirleri almak
  8. Mali piyasaları izlemektir.

TCMB’nin Temel Yetkileri

  1. Hükümetle birlikte enflasyon hedefini tespit etmek, buna uyumlu olarak para politikasını belirlemek.
  2. Kanunda belirtilen para politikası araçlarını kullanmak, uygun bulacağı diğer para politikası araçlarını da doğrudan belirlemek ve uygulamak.
  3. Nihai kredi mercii olarak bankalara kredi vermek.
  4. Mali piyasaları izlemek amacıyla bankalar ve diğer mali kurumlardan ve diğer kuruluşlardan gerekli bilgileri istemek ve istatistiki bilgi toplamak.

TCMB’nin Başlıca Müşavirlik Görevleri

TCMB, hükümetin mali ve ekonomik müşaviri, mali ajanı ve haznedarıdır.
Finansal sistemle ilgili olarak istenilecek hususlarda Hükümete görüş verir, bankalar ve uygun göreceği diğer mali kurumlar hakkındaki görüşlerini ve tespitlerini Başbakanlık ile bu kurum ve kuruluşları düzenleme ve denetleme yetkisine sahip kuruluşlara bildirebilir.
Kanunla ve mevzuatla kendisine verilen yetki ve görevlerle ilgili olarak düzenlemeler yapmaya, bu düzenlemelere tabi kurum ve kuruluşlar nezdinde bunlara uygun hareket edilip edilmediğini ve kendisine gönderilen bilgilerin doğru olup olmadığını denetlemeye görevli ve yetkilidir.

TCMB Organlar ve Teşkilat

Genel Kurul

Bankanın pay sahipleri defterinde yazılı bulunan hissedarlar, Bankanın Genel Kurulunu teşkil ederler. Genel Kurul, her yıl Banka Esas Mukavelesi ile tespit edilen vakitte toplanır. Genel Kurula Başkan (Guvernör) başkanlık eder. Her on hisseye sahip olan veya bu miktar hisseyi temsil eden kimse bir oya maliktir.

Genel Kurul görev ve yetkileri:

  1. Banka Meclisi tarafından verilen yıllık rapor ile Denetleme Kurulu raporunun tetkiki;
  2. Bankanın bilanço, kar ve zarar hesabının tetkiki ile karara bağlanması;
  3. Banka Meclisi üyelerinin ve Denetleme Kurulunun ibrası;
  4. Sermayenin artırılması;
  5. Esas Mukavelede değişiklik yapılması;
  6. Bankanın tasfiyesi hakkında karar verilmesi.

Para Politikası Kurulu

Para Politikası Kurulu, Başkan (Guvernör)’ın başkanlığı altında, Başkan (Guvernör) Yardımcıları, Banka Meclisince üyeleri arasından seçilecek bir üye ve Başkan (Guvernör)’ın önerisi üzerine müşterek kararla atanacak bir üyeden oluşur. Hazine Müsteşarı veya belirleyeceği Müsteşar Yardımcısı toplantılara oy hakkı olmaksızın katılabilir. Başkanlık, Başkan (Guvernör) Yardımcılığı ve Banka Meclisi üyeliği görevi sona erenlerin Para Politikası Kurulu üyeliği de sona erer. Müşterek kararla atanacak üyenin para politikası konusunda çalışmalarının bulunması ve ekonomi, işletme, bankacılık ve finans alanlarından birinde akademik unvana sahip, görevi ile ilgili alanda en az 10 yıl çalışmış, yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olması gerekir. Bu üyenin görev süresi beş yıldır.

Para Politikası Kurulu’nun görevleri:

  1. Fiyat istikrarını sağlamak amacıyla para politikası ilke ve stratejilerinin belirlenmesi
  2. Para politikası stratejisi çerçevesinde Hükümetle birlikte enflasyon hedefinin belirlenmesi
  3. Para politikası hedefleri ve uygulamaları konusunda belirli dönemler itibarıyla raporlar hazırlayarak Hükümetin ve belirleyeceği esaslar doğrultusunda kamuoyunun bilgilendirilmesi
  4. Hükümetle birlikte Türk Lirasının iç ve dış değerini korumak için gerekli tedbirlerin alınması ve yabancı paralar ile altın karşısındaki muadeletini tespit etmeye yönelik kur rejiminin belirlenmesi ile görevli ve yetkilidir.
  5. Para Politikası Kurulu kararları, Başkan (Guvernör) tarafından yürütülür ve Banka Meclisinin bilgisine sunulur.

Leviathan

Leviathan Thomas Hobbes tarafından 1651’de yazılmış kitap. Leviathan kavramı bu eserde mutlak güç ve yetkilere sahip egemen devleti ifade etmek için kullanılır. Kitap, toplum sözleşmesi teorisinin en eski örneklerinden biri olarak değerlendirilir. Kitap şu bölümlerden oluşmaktadır:

  • 1. Bölüm: İnsan Üzerine
  • 2. Bölüm: Devlet Üzerine
  • 3. Bölüm: Hıristiyan Bir Devlet Üzerine
  • 4. Bölüm: Karanlığın Krallığı Üzerine

Leviathan veya Bir Din ve Dünya Devletinin İçeriği, Biçimi ve Kudreti

Thomas Hobbes bu kavramı “Leviathan, bir din ve dünya devletinin içeriği, biçimi ve kudreti” kitabinda şöyle açıklar:

Onları (vatandaşları) yabancıların istilasından koruyabilmenin, birbirlerine zarar vermekten engellemenin, kendi sanayilerini ve yeryüzünün meyvelerini güvence altına almanın yolu bütün gücü ve kudreti bir tek insan ya da insanların meclisine vermektir… (Toplumda yaşayan) İnsanlar birbirlerine ‘Ben haklarımdan vazgeçiyorum ve tüm haklarımı bu insana ya da insanların meclisine veriyorum’ demelidirler. Böylece bütün güç ve kudret tek bir insanda toplanır. Bu devlet ya da latince civitas olarak adlandırılır. bu büyük leviathan‘ın doğması demektir.”

Leviathan’ın Doğuşu: Hak ve Özgürlüklerin Koruyucusu Olarak Devlet

Devletsiz bir toplum olabilir mi? Ya da devlet olmaksızın birey ve toplum var olabilir mi? Daha doğrusu devletsiz bir toplumda “kaos” olmaksızın “düzen” içinde yaşamak mümkün olabilir mi? Tabii ki, hayır!.. Devlet, en başta insanların mal ve can varlıklarını korunması için gereklidir ve rasyonel bireyler, devleti kendi hak ve özgürlüklerini korumak için oluşturmuşlardır.

Leviathan’ın Büyümesi: Hak ve Özgürlükleri İhlal Eden Bir Kurum Olarak Devlet

Önceleri biz insanların hak ve özgürlüklerini korumak için oluşturulan devlet, zamanla büyüdü. Bireyi korumak için oluşturulmuş olan devlet, birey üzerinde tiranlık kurmaya başladı. Güya “iyiliksever devleti” temsil eden krallar, imparatorlar, sultanların baskı ve zulmü altında insanlar ezildi. Yaşama hakkı, mülkiyet hakkı, kişisel özgürlükleri hiçe sayıldı. Asırlar “despot devlet”in izlerini taşıdı. Ekonominin gelişmesine paralel olarak devlet faaliyetleri de genişledi. Faaliyetleri genişledikçe harcamaları arttı. Harcamaları arttıkça daha fazla vergilemek zorunda kaldı. Bu da yetmedi, sınırsızca ve sorumsuzca borçlandı. Para basma yetkisini kötüye kullandı. Sonuçta ekonomide sorunlar ortaya çıkmaya başladı. İsraf ve savurganlıklar çoğaldı. Devlet, asıl varlık nedenini unuttu. Ve devlet, sosyal faydasından çok sosyal maliyeti olan bir kurum olmaya başladı.

Roger Garaudy – Yaşayan İslam

  • İslâm’ın çöküşü dini, siyası güç için bir alet olarak kullanan iktidar ve servet heveslisi sultanların bozulmasıyla başladı. Endülüs Emevîleri halifelerinden birisi olan 1. Hakem, kralların ve dinî liderlerin sadece İmam Mâlik’in mezhebine dayanmaları gerektiğini ilân etmişti. Gerçekten Mâlik derdi ki: “Adil olmayan bir idareciyi altmış yıl tanımak, onun halkını bir saatlik bile olsa başkansız bırakmaktan daha evladır”
    Batı’da İslâm’ın çözülmesinde ve çöküşünde fukahanın sorumluluğu baskın bir etkendir.
    Miskinlerin ve iktidarın kölesi olan, ibadetlerin azıcık ihmaline karşı halk içinde dedikodu kopartan, kaderciliği ve dünyadan el etek çekmeyi yeğleyen bir İslâm’a dönüşen bu İslâm, açık ve yaratıcı doğuş İslâm’ı gibi, artık parıldamaya muktedir bir itici fikir olamıyordu.
  • İslâm’ın ilk çöküşü, Emevîler ile başlar. (Ömer gibi bütün zenginliğe ve ihtişama sırt çeviren) ilk halifelerin zühdüne karşı, Medine toplumunun esprisinden tamamen kopmuş fakat mutlak siyasî güç ve mülkiyetten kaynaklanan bütün bozulmalarla Bizans İmparatorluğunun zenginliğini ve despotizmini taklid eden debdebeli ve kokuşmuş bir monarşi yaratılır.
    Gösterişli zenginlikleri ve bozulmalarıyla bu otokratik sistem, İslâm’ın derûnî rûhunu bozarak ve aynı izleri taşıyan bugünkü Körfez monarşilerine kadar, müslümanların nezdinde İslâm’ın dış çehresini kirleterek, İslâm’ın kemirici kanserlerinden birisi olacaktır. Bu ahlâkî başarısızlık, doktrinel sapmaları da beraberinde getirir. Emevîlerle birlikte İslâm’a karşı en büyük ve en tehlikeli saldırı ortaya çıkıyordu: Bu da, kralların mutlak hakimiyetini onaylayan bir ideolojidir; yani halk için bir tevekkül mektebi ve bir hâkimiyet teolojisidir.
    “Kader” teorisi, tiranlık ve zulmün kelâmî teminatı olabilecekti.

The Fog of War

Amerikalı general Curtis Lemay, 67 Japon şehrini içindekileri ile birlikte atom bombası atılmadan önce yakmalarına dair 1960’larin ABD Savunma Bakanı Robert McNamara’ya şunu söyler: “Bu savaştan biz galip çıkmasaydık savaş suçlusu olarak yargılanırdık. Galip çıktığımız için savaş suçlusu olmayacağız..”

McNamara devam eder “yaptıklarımız bir savaş suçlusunun yapacağı cinstendi” ve ekler “PEKİ AMA GALİP GELİNCE SAVAŞ SUÇLUSU YAPMAYAN AMA MAĞLUP OLUNCA SAVAŞ SUÇLUSU EDİVEREN ŞEY TAM OLARAK NEDİR?

Kevin D. Mitnick – William L. Simon – Aldatma Sanatı

  • Güvenliğin en zayıf halkası: İnsan
  • Toplum mühendisi sorunu çözdüğünde ona minnettar kalmanızı sağlar… ve sonunda sizden, bu karşılaşmadan şirketinizi (belki de sizi) zararlı çıkaracak bir bilgi ya da küçük bir iş koparmak için bu minnettarlığınızı kullanır. Ama siz değerli bir şey kaybettiğinizin hiçbir zaman farkına varmazsınız.
  • Gizlilik üzerinden güvenlik sistemleri toplum mühendisliği saldırılarını engellemekte etkisizdirler. Dünyadaki herhangi bir bilgisayar sistemini kullanan en az bir insan vardır. Bu yüzden, eğer saldırgan, sistemleri kullanan insanları etkileyebilirse, sistemin gizliliği anlamsız olacaktır.
  • Yetenekli toplum mühendisleri, korku, heyecan ya da suçluluk gibi duyguları uyandıracak bir yöntem bulma konusunda çok ustadırlar. Bunu, elde olan bilgileri derinlemesine incelemeden insanları isteklerini yerine getirmeye yönlendiren istemsiz mekanizmalar olan psikolojik tetikleyicileri kullanarak yaparlar.
  • Ters dalavere: saldırıya uğrayan kişinin saldırgandan yardım istediği bir dolandırıcılık şekli.

En Çok Kullanılan Toplum Mühendisliği Yöntemleri

  • Bir çalışan gibi davranmak.
  • Bir satıcı firmanın, ortak iş yürütülen bir şirketin ya da güvenlik güçlerinin bir personeli gibi davranmak.
  • Yetkili biri gibi davranmak.
  • Yardıma ihtiyacı olan, işe yeni girmiş biri gibi davranmak.
  • Bir sistem yaması ya da güncellemesi sunmak için arayan bir satıcı ya da sistem üreticisi gibi davranmak.
  • Sorun çıktığı takdirde yardım edebileceğini söyleyip sonra sorunu kendisi yaratmak ve böylece kurbanın yardım istemek için kendisini aramasını sağlamak.
  • Kurbanın yüklemesi için bedava yazılım ya da yama göndermek.
  • E-posta ekinde virüs ya da Truva Atı göndermek.
  • Kullanıcının yeniden bağlanmasını ya da parola girmesini isteyen sahte bir pencere kullanmak.