Broadway

Broadway, ABD’nin New York kentindeki Manhattan bölgesinde yer alan bir caddedir. ABD’deki müzikal tiyatro gösterileri bu cadde üzerinde ve bu caddeye açılan sokaklarda bulunan tiyatro ve konser salonlarında zirveye ulaşmıştır. O yüzden de bu sokağın ismi ABD’deki müzikal sanatıyla özdeşleşmiştir.

Reklamlar

Brüksel

Brüksel (Fransızca: Bruxelles, Felemenkçe: Brussel), Belçika’nın başkentidir. Belçika’nın üç federal bölgesinden biri olan Brüksel Bölgesi’nin başkentidir. Birkaç yüzyıl önce bataklığın kurutulması sonucu ortaya çıkmış bir şehirdir. Adı bataklığın içindeki yerleşim yeri anlamına gelir. Brüksel büyükşehrine bağlı 19 belediyenin (Fransızca: Communes, Felemenkçe: Gemeenten) toplam nüfusu 1.050.000’dir. Büyükşehrin bir parçası haline gelmiş civar belediyelerin nüfusu ve gün içinde işleri için Brüksel’e gelenlerin (Brüksel’de çalışan nüfus) miktarı da göz önüne alındığında toplam kapsamlı nüfusun birkaç milyona çıktığı hesaplanmaktadır.

Brüksel'in tarihi merkezi olan ve nefes kesici güzellikteki Grand-Place'da L'Hôtel de ville (Hükümet -yerel hükümet- Konağı)
Brüksel’in tarihi merkezi olan ve nefes kesici güzellikteki Grand-Place’da L’Hôtel de ville (Hükümet -yerel hükümet- Konağı)

Avrupa Birliği’nin 3 ana kurumu olan AB Komisyonu, AB Bakanlar Konseyi ve Avrupa Parlamentosu içinde ilk ikisinin resmi organlarının büyük çoğunluğu Brüksel’de yerleşiktir. Sonuncusu Avrupa Parlamentosu ise Strazburg ile dönüşümlü olarak Brüksel’de çalışmalarını yürütmektedir. Bunlara bağlı ve bunlarla ilgili irili ufaklı yüzlerce kuruluş da dikkate alındığında Brüksel, bu sebeplerden AB veya Avrupa başkenti olarak gösterilir. Ayrıca NATO Merkez Karargahı da Brüksel’dedir.

Nüfusun çoğunluğunun ana dili Fransızca’dır (%80). Brüksel kökenli veya Brüksel’e Flaman bölgesinden gelmiş ve Felemenkçekonuşan bir azınlık da bulunmaktadır (20%). Bu yönden Brüksel (aslen bir Flaman şehri olmasına rağmen) bir Flaman denizinin ortasında bir Fransız adası gibidir. Bu demografik özelliğe rağmen Brüksel’de iki resmi dil Fransızca ve Felemenkçe’dir ve hukuken eşit ve her alanda zorunludur.

Belçika vatandaşlığını edinmek diğer AB ülkelerine kıyasla çok daha kolay olduğu için 1960’lardan itibaren kaydadeğer bir yabancı kökenli nüfus da Brüksel’e yerleşmiştir. Başlangıçta genellikle vasıfsız göçmen işçi olarak gelen bu kuşak ve ardından ikinci ve üçüncü nesiller içinde, başta Faslı Araplar, ardından, aşağı yukarı denk sayıda, çoğu Emirdağ, Afyon kökenli Türkler ve eski bir Belçika sömürgesi olan Kongo’lu Afrikalılar köken sıralamasında ilk üçü oluşturmaktadırlar. 1970’lerden itibaren özellikle AB resmi kurumlarının sağladığı iş imkânları nedeniyle yabancı kökenli nüfusa, AB ülkeleri kökenli ve daha kalifiye bir topluluk da eklenmiştir ve sayıları artmaktadır.

Brüksel nüfusuna bu yollarla dahil olmuş yabancı kökenlilerin toplam nüfusun %28.5’ini oluşturduğu hesaplanmaktadır. İstanbul ile benzerlikler arz eden bu süreç sonrasında son 30-40 yılda Batı Avrupa’da nüfus, kültür ve mimari yapısı Brüksel kadar değişmiş kent yoktur denilebilir. Bu süreç içinde bir gettolaşma da doğmuş, yerli Brükselliler belli semtlerde ağırlıklarını muhafaza eder, buralara adeta ‘çekilir’ken, Faslı, Türk ve Afrikalı semtleri ve bir AB kurumları ve çalışanları mahallesi oluşmuştur.

Kanada’da hayat sanıldığı kadar güzel mi?

Kanada’nın doğası birçok ABD ve İngiliz vatandaşını cezbediyor.

Önce Amerikalıların arayışı başladı…

ABD’de Mart ayında, Süper Salı olarak bilinen, 11 eyaletteki ön seçimde Cumhuriyetçi başkan adayı Donald Trump’ın yedi eyalette ipi göğüslemesi ardından rekor sayıda ABD vatandaşı, Google arama motorunda Kanada’ya taşınmakla ilgili aramalar yaptı.

Sonrasındaysa Amerikalıları İngilizler takip etti.

İngiltere’nin yüzde 52’ye karşı yüzde 48 oyuyla AB’den çıkmayı oyladığı günlerde ‘Kanada’ya taşınma’, Google aramalarında şimdiye kadar hiç olmadığı kadar arttı.

Her ne kadar birçok seçmen, ülkelerinin AB düzenlemelerini geride bırakmasını dört gözle beklese de hayal kırıklığına uğramış bazı İngilizler ise yurtdışına taşınmayı değerlendirmeye başladı.

Google News veri editörü Simon Rogers’a göre aranan ülkeler listesinin başında da Kanada bulunuyordu.

Şüphesiz, bazıları Kanada’nın nefes kesen doğası ve ferah geniş alanlarının çekiciliğine kapılıyor (Kanada yüzölçümü bakımından dünyadaki en büyük ikinci ülke).

Bunun yanında Kanadalılar yabancılara karşı dostane yaklaşımlarıyla ünlüler ve bizzat hükümet de göçmenlere karşı açık kapı politikasıyla övünüyor.

Ayrıca bir de Kanada Başbakanı Justin Trudeau var.

Çektiği şınavlarla, pandalarla çektirdiği fotoğraflarla ve kuantum hesaplama bilgisiyle dünya çapında sempati kazanan bir lider.

Ama tabi ki Kanada’yla ilgili bazı zorluklar da var.

Sinekler

Kanada kış aylarında çok soğuk bir ülke ve şiddetli rüzgarın etkisiyle bazı yerlerde sıcaklık -40 dereceye kadar düşebiliyor.

Gazeteci Ollie Williams’ın hafta içinde paylaştığı, çevresindeki sineklerin ne kadar çok olduğunu anlattığı Twitter mesajı.

Ancak havalar ısındığında bile kapalı bir yerde kalmak için bir neden var.

Kanada toprakları, ülkenin sert iklimine adapte olmuş onlarca tür sivrisineği barındırıyor.

2014 yılında Kanada Kuzeybatı Toprakları’na yerleşen BBC Spor muhabiri Ollie Williams, “Buraya taşındığımda kimse bana bu sineklerden bahsetmemişti” diyor ve ekliyor:

“Hiçbir fikrim yoktu. Her nedense kafamdaki, yılın yarısından fazlası bir dönemde donmuş olan bir yerin, başparmağınız büyüklüğündeki kana susamış böceklerin evi olamayacağı düşüncesiydi. Bu konuda çok yanılmışım.”

Geçim maliyetleri

Olli Williams, satış vergisi ya da faturalara eklenen bahşiş gibi ek ücretlere Amerikalıların alışık olacağını ancak bunun İngilizler için çok şaşırtıcı olduğunu belirtiyor.

“Kağıt üzerinde gördüğünüz masraf her neyse bu, sonunda kasada ödeyeceğinizden daha azdır. Neden bize İngiltere’de yapıldığı gibi son fiyatı yazılı olarak söylemiyorlar?” diyor Williams.

Bu arada günlük market fiyatları Kanada dolarının ABD doları karşısındaki performansına bağlı olarak değişiyor. Kanada’da tüketilen meyve sebzelerin büyük çoğunluğunun ithal ediliyor olması nedeniyle bunlar kur dalgalanmaları karşısında korunmasızlar.

ABD’den gelenler, Kanada’nın büyük bir petrol üretici olmasına rağmen, bu ülkedeki benzin fiyatlarını daha pahalı bulacaktır.

İngiltere’den gelenler ise muhtemelen daha çok, bira, şarap ve sert içkilerin (tıpkı benzin gibi) ne kadar çok vergilenmiş ve bu nedenle pahalı olduğuna şaşıracaktır.

Kanada’da nerede yaşandığına bağlı olarak alkollü içkilerle ilgili yasal düzenlemeler, bu içkilerin nerede satılacağını ve tüketileceğini de kısıtlamakta.

Yüksek ev fiyatları

Vancouver ve Toronto kentlerinde artan konut fiyatları, git gide daha fazla insan için ev sahibi olmayı zorlaştırıyor.

Toronto’daki konut fiyatları son bir yıl içinde yaklaşık yüzde 17 arttı.

Bu konut köpüğünün çöküşe gidebileceğine dair endişeler dahi var.

Vancouver’daki ortalama konut fiyatları geçen yıla oranla yüzde 32’den fazla artarak 917 bin 800 Kanada dolarına ulaştı.

Toronto’da da bir evin Haziran ayındaki ortalama fiyatı bir yıl içinde yaklaşık yüzde 17 artarak 775 bin 400 dolar oldu.

Globe and Mail gazetesinin finans sayfası köşe yazarlarından Rob Carrick, “Yaşanacak en ilginç kentlerden ikisi olağanüstü pahalı konut piyasalarına sahip” diyor.

Carrick, bu konutları satın alabilecek yeteri kadar varlıklı insanın var olduğunu, ancak fiyatların orta ve alt sınıflar için çok yüksek olduğunu söylüyor.

Bazı uzmanlar İngiltere’deki Brexit nedeniyle daha fazla yabancı alıcının Kanada’ya gelebileceğini ve bunun büyümeyi sürdürmeye yardımcı olacağını belirtiyor.

Ancak ülkedeki birçok insan için bir ev sahibi olma ihtimali git gide azalıyor.

Gelir eşitsizliği

Birçok ülkede olduğu gibi Kanada’da da servet git gide daha fazla süper zenginlerin elinde toplanıyor.

Başbakan Justin Trudeau da seçim kampanyası sırasında, gelir eşitsizliğiyle mücadele etmeye söz vermişti.

Hükümetin hazırladığı ilk bütçede 45 bin dolar ila 90 bin dolar arasında gelir elde edenlerden kesilen vergiler de artırılmıştı.

Ancak Trudeau’yu eleştirenler daha fazlasını bekliyor.

Bu arada Nisan ayında Attawapiskat kabilesinden gelen toplu intihar haberleri, Kanada’nın 1,4 milyonluk Kızılderili toplumundaki yüksek yoksulluk ve tecrite de dikkat çekti.

Başbakan hâlâ kendini kanıtlıyor

Justin Trudeau, büyük bir popüler dalgayla seçildi ve seçilmesinden bu yanaki dokuz ay içerisinde uluslararası ünü iyice arttı.

Medyanın ilgisi, 44 yaşındaki başbakanın atletik yapısı ve fotojenik görüntüsü üzerinde yoğunlaştı.

Trudeau’nun bir milletvekilini ‘itip kakması’ ve de başka bir milletvekilineyse yanlışlıkla dirsek atması gibi olaylara rağmen popülaritesi yüksek kalmaya devam ediyor.

Kanada Başbakanı Trudeau ülkesinde olduğu kadar uluslararası alanda da popüler bir lider.

Ancak uzmanlar, Trudeau’nun ülkeyi yönetmede ne kadar başarılı olacağını söylemek için erken olduğu görüşünde.

Kanadalı yazar ve blogger Lauren Messervey, “Trudeau’nun, kurtulması gereken bir ‘parlak çocuk’ imajı var. Bana göre bu, yarardan çok zararına” diyor.

Messervey; Trudeau’nın hükümet yetkililerine, kamuoyuna ve uluslararası liderlere, kendisinin sadece bir parlak çocuktan daha fazlası olduğunu kanıtlaması gerektiğini söylüyor.

Güney Kore

Güney Kore, resmî adıyla Kore Cumhuriyeti (Korece: 대한민국 Daehan Minguk; Hanja: 大韓民國; kısaca: 한국, 韓國 Hanguk) bazen sırf Kore, Doğu Asya’da Kore Yarımadası’nın güneyinde kalan bir devlet. Güney Kore’nin komşu devletleri batısında Çin Halk Cumhuriyeti, doğusunda Japonya ve kuzeyinde Kuzey Kore. Ülkenin başkenti Seul’dur. Güney Kore ılıman iklim kuşağında kalıyor ve ülke arazisi dağlık topraklardan oluşuyor. Güney Kore sınırları 100,210 km²’lik bir alanı kaplar ve ortalama 50 milyon gibi bir nüfusa sahiptir.

Arkeolojik buluntular Kore Yarımadasının Alt Paleolitik çağında insanlar tarafından ikamet edildiğini gösteriyor. Kore tarihi MÖ 2333 yıllında Gojoseon’un efsanevi Dan-gun tarafından kurulmasıyla başlıyor. Silla altında MÖ 668’de Kore’deki Üç Krallığı’nın birleşmesinden sonra Kore bir devlet olarak Goryeo hanedanında ve Joseon hanedanında var olmaya devam etti, ta ki 1910’a, Kore İmparatorluğu Japonya tarafından ilhak edilene kadar. Kore II. Dünya Savaşının ardından Sovyet ve ABD’nin askeri güçlerindenkurtuluşu ve işgalinden sonra, Kuzey Kore ve Güney Kore’ye bölündü. Güney Kore ikinci bir demokrasi olarak 1948 yılında kuruldu.

25 Haziran 1950’de Güney Kore, Kuzey Kore’nin askeri güçleri tarafından işgale uğradı, iki Kore arasında çıkan savaş zor bir ateşkes sonrasında durdu ve iki ülke arasındaki sınır bugünlerde en çok güçlendirilmiş müstahkem mevki. Savaştan sonra, Güney Kore ekonomisi önemli ölçüde büyüdü ve gelişmiş bir ekonomiye ve tam demokrasiye sahip oldu. Ayrıca ülke Doğu Asya’da bölgesel güçkonumundadır.

Güney Kore başkanlık sistemine göre yönetilen ve on altı idari bölüm içeren bir cumhuriyettir. Ayrıca ülkedeki yaşam standartları çok yüksektir ve Güney Kore gelişmis ülke statüsüne sahiptir. Ülke Asya’nın en büyük dördüncü ekonomisine ve dünyanın en büyük 15’inci (GSYİH) veya 12’inci (SAGP) ekonomisine sahip. Ülke’nin ekonomisi ihracata dayalı, özellikle elektronik endüstrisi, otomotiv endüstrisi,gemi yapımı, makina endüstrisi, petrokimya ve robotik gibi sektörlerde üretim güçlüdür. Güney Kore Birleşmiş Milletler, Dünya Ticaret Örgütü, OECD ve G20 gibi örgütlere üyedir. Ayrıca APEC ve Doğu Asya Zirvesi’nin kurucu üyelerinden biridir.

İdeal şehir kurma planları neden başarısız?

İtalya’da Palmanova kasabası yıldız şeklinde inşa edilmiş.

Tarih çok sayıda ideal şehir kurma girişimleriyle doludur. Ancak bunların çoğu başarısızlığa uğramıştır. Böyle bir şehir yaratmak gerçekten mümkün mü?

Hindistan’ın en zengin ve en yeşil şehri olan Chandigarh, ülkenin en kötü günlerinde doğan bir rüya olmuştu. 1947’de İngiltere’den bağımsızlığını alan Hindistan bu süreçte ikiye bölündü ve 14 milyon Hindu, Sih ve Müslüman yerlerinden edildi. Etnik gerginlik ve düşmanlıklar nedeniyle bir milyona yakın insan hayatını kaybetti.

Pencap eyaletinde bu bölünme, eski başkent Lahor’un Pakistan sınırları içinde kalması anlamına geliyordu. 1949’da Pencap’ın yeni başkenti olarak Chandighar şehrinin kurulmasına karar verildi. Bu ayrıca barış, demokrasi ve bölünmüşlüğü aşmış yeni bir sosyal düzeni temsil eden modern bir model şehir olacaktı.

Peki bu şehir nasıl olmalıydı, kim planlayacaktı? Hindistan’ın ilk başbakanı Jawaharlal Nehru, İsviçreli Fransız mimar Le Corbusier’den yardım istedi. İdeal bir şehir kurmak çoktandır onun da hayal ettiği bir şeydi.

Chandighar’daki mahkeme binasında renkli sütunlar betona tezat bir görünüm veriyor.

Corbusier’in ölümünün 50. yılı nedeniyle, geçen Aralık ayında Paris’teki bir galeride, Chandighar’daki binaları ve yaşamı yansıtan fotoğraflar sergilenerek mimarın ideal bir şehir kurma hayalinin gerçekleşip gerçekleşmediği sorusu gündeme getirildi.

Şehirler organik büyür

Dünya nüfusunun hızla arttığı ve köyden kente göçün yoğunlaştığı günümüzde bu soru daha büyük önem kazanıyor. Bu koşullarda, mevcut şehirleri mi geliştirmeli, yoksa yenilerini mi kurmalı sorusu soruluyor.

Ancak tarih başarısızlığa uğramış ideal şehir kurma girişimleriyle dolu. İlk şehirlerin nerede, nasıl, ne için kurulduğunu tam olarak bilmesek de organik bir şekilde büyüdüklerini görüyoruz. Sivil, askeri ve dini heykellerle süslü şehir merkezleri kurulması kararı alınıp uygulandıktan bir süre sonra burada yaşamın sekteye uğradığı, şehrin yok olup gittiğini gösteren çok örnek var.

Firavun Akhenaten MÖ 1346’da yeni bir başkent olarak Amarna’nın kurulması emrini verdiğinde kimse bundan heyecan duymamıştı.

Örneğin Firavun Akhenaten MÖ 1346’da yeni bir başkent kurulması emri verdiğinde kimse bundan heyecan duymamıştı. Amarna yeni bir şehir olmakla kalmamış, Mısır’ın antik dini kültürünü de rafa kaldırmıştı. Tutankamun’un babası ve Nefertiti’nin kocası olan Akhenaten kendi tek tanrılı dinini yaratmış, eski tanrılara tarihe gömmüştü.

Başarısız örnekler

Yeni şehrin hızla kurulması kadar bu da şoke ediciydi bölge halkı için. Amarna şehri aceleyle beş yılda tamamlandı. Ama Akhenaten’in ölümü ile eski tanrılar geri geldi, yeni şehir yıkılmaya terk edildi.

Bunda 3000 yıl sonra Hindistan’da Moğol imparatoru Ekber Şah başkentini Agra’dan Fatehpur Sikri’ye taşıdı. Amarna’nın tersine burası özenle inşa edilmişti. Renkli taşlardan güzel heykeller yapılmıştı. Buranın tek sorunu su kıtlığıydı. Bütün ihtişamına rağmen bu şehrin başkentliği sadece 15 yıl sürdü. 1585’te Ekber Şah Lahor’a taşındı. Bugün binaların çoğu hala ayakta olsa da onun rüya kenti o günden beri bir hayalet şehir.

Venedik Cumhuriyeti 1593’te bir ideal şehir kurmaya karar verdiğinde ne su sıkıntısı vardı ne de dinle ilgili anlaşmazlıklar. Ama Palmanova şehri merkeze açılan geniş caddelerine ve dokuz uçlu yıldız şeklindeki mükemmel görünümüne rağmen başarısızlıkla sonuçlandı. Askerler dışında kimse burada yaşamak istemiyordu. 1611’de çıkarılan bir yasa ile, Venedik’in 70 mil kuzeydoğusunda kurulan bu şehre, serbest bırakılan mahkumlar gönderildi.

Brasilia modern ‘ideal şehir’ olarak dört yıl içinde kurulmuştu.

Palmanova bugün hala ayakta; ama bütün geometrik güzelliğine rağmen, ideal bir şehir olmaktan çok merak uyandıran bir yer olarak görülüyor bugün. Bu şehirde eksik olan şey de sıradan halkın, tüccar ve zanaatkârların şehri sahiplenerek buradaki hayatı canlandıramamış olmasıydı.

İdeal şehir planları genellikle rafa kaldırılmak zorunda kaldı. Bunlardan biri de 1666’da Londra’daki büyük yangının ardından Christopher Wren’in Rönesans tarzı yeni bir şehir kurma arzusuydu. Ama tüccarların, bankerlerin ideal şehri beklemeye zamanı yoktu. Planlar rafa kaldırıldı yine.

Tarih yoksunluğu

Az sayıda da olsa başarılı olan girişimler de var. Büyük Pedro’nun hayalindeki St Petersburg, Baltık Denizi’nin kenarındaki sıtmalı bataklıkların kurutulup Rusya’nın başkenti olması hedefiyle inşa edildi. Daha sonra Moskova başkent olsa da, 18. yüzyılda başlayan varlığı süresince Petrograd ve Leningrad adlarıyla da anılan St Petersburg’un güzelliği hala büyüleyicidir.

Brezilya devlet başkanı Juscelino Kubitschek’in emri üzerine kurulan başkent Brasilia 1956-60 yılları arasında tamamlandı. Şehrin geleceğe ait görünümüne rağmen işçileri hala kenar semtlerdeki gecekondularda yaşamaya devam ediyor.

İngiltere’de Milton Keynes kasabası ideal şehirlere en başarılı örneklerden biri olsa da organik şehirlerin sahip olduğu tarih ve kültürden yoksunluğu hissediliyor.

İngiltere’de yeni kurulan şehirlerden sonuncusu ve en büyüğü olan Milton Keynes belki de en iyisi. Geniş caddeleri olan şehir içinde yaşayanlar tarafından da benimsenmiş. Ama Londra’daki yaşantıyı arayanlar bunu orada bulamıyor elbet. Diğer birçok ideal şehir gibi burası da organik şehirlerin sahip olduğu tarihten ve kültüründen yoksun.

Dünyadaki ideal şehir örnekleri içinde anıtları, kendi ihtiyacını karşılayan semtleri, diğer Hint şehirlerinden daha fazla sayıdaki ağaçları ve geleneksel ile moderni birleştiren yaşam tarzı ile Chandigarh en başarılı olanlardan biri.

Her ne kadar tarih bize ideal şehirlerin kağıt üzerinde plan olarak kalmasının daha doğru olacağını gösterse de Chandigarh bunun tersini kanıtlayan nadir bir örnek.

Chicago

Chicago (/ʃɪˈkɑːgoʊ/), Amerika Birleşik Devletleri‘nin nüfus bakımından (2010 yılı sayımına göre nüfusu 2,695,598) en büyük üçüncü şehridir.

Illinois eyâletinde Michigan Gölü’nün güneybatı kıyısında yer alır. 1833 yılında kurulan şehir, 1885 yılında ilk gökdelenin bu şehirde yapılması ile de tarihe geçmiştir. Ünlü Sears Kulesi (110 katlı) bu şehirdedir.

Göle nazır olan şehir merkezinde gökdelenin ve renkli sokakların yanı sıra, çeşitli kanatlı hayvan türlerinin esenlik içinde rahatsız edilmeden yaşadıkları park ve bahçeler yer almaktadır.

Yıldız Teknik Üniversitesi

Yıldız Teknik Üniversitesi (kısaca YTÜ), İstanbul, Türkiye’de yer alan; 1911 yılında Kondüktör Mekteb-i Âlîsi adıyla kurulmuş devlet üniversitesidir.

Bünyesindeki 10 fakülte, 2 enstitü, 3 Yüksekokul ve 41 bölüm ile akademik etkinliklerini sürdürmektedir.

Yıldız Teknik Üniversitesi, Sultan V. Mehmet Reşat zamanında Nafıa Nazırlığı’na (Bayındırlık Bakanlığı) bağlı Vilayet Nafıa İdarelerinin “Fen Memuru” (eski adıyla kondüktör, yeni adıyla tekniker) ve Mühendis gereksinimlerini karşılamak amacıyla 1911’de Kondüktör Mekteb-i Âlîsi adıyla, Paris’teki “Ecol De Conducteur”ün müfredat programı esas alınarak Bayındırlık Bakanlığı’na bağlı bir üniversite olarak kurulmuş ve okula öğrenci kaydına 22 Ağustos 1911’de başlanmıştır. Zamanla padişahların ve cumhuriyet döneminde de yöneticilerin desteğiyle büyüyüp gelişen okul bugün merkezi İstanbul’un kültür ve iş merkezlerinden Beşiktaş’ta bulunan 4 yerleşkeye sahiptir. Yıldız ve Davutpaşa yerleşkelerinde Osmanlı döneminden kalan binalarda eğitim yapılmaktadır.

Yıldız Teknik Üniversitesi bugün 26000 civarında lisans, 4000 civarında lisansüstü öğrenci ve 1000 civarında öğretim görevlisi ile eğitim hayatını sürdürmektedir. Türkiye’deki pek çok üniversiteden farklı olarak kuruluşunda elektrik, inşaat, kimya-metalurji vemakina olarak 4 fakülteye ayrılmıştır. Yıldız’lı pek çok hoca ve mezun TÜBİTAK bilim ödülü ve TÜBA ödülü almıştır ve pek çok hoca da ABD, İngiltere, Rusya bilimler akademisi üyesidir. Mayıs 2012 tarihinde Yıldız Teknik Üniversitesi Türkiye’nin ilk tam kapsamlı ISO 9001 belgeli üniversitesi olmuştur.