Newton’un beşiği

Newton’un beşiği, adını Isaac Newton’tan alan, momentumun korunumunun incelendiği ve basit sarkaçların yan yana bağlanması ile oluşan çoklu sarkaçtır.

Hareket halindeki Newton’un beşiğini gösteren bir animasyon. Aynı hizada ve bir sarkaçta yer alan beş toptan meydana gelen beşikte, ilk top havaya kaldırılmasıyla yüklendiği enerji sonucu ikinci topa değer ve momentum transferiyle ilk topun momentumu, değdiği ikinci topa geçer. Bu şekilde momentum, en son topa kadar geçer. Son top, momentum transferi sonucu havaya kalkar ve kendinden önceki topa değer. Aynı işlem böylece ters yönden başlar.

Animasyonlu resimde de göründüğü gibi, tipik bir Newton’un beşiği, basit bir fizik kanununa göre çalışmaktadır. Toplar, tek bir çizgide hareket ederler. Aynı hizada ve bir sarkaçta yer alan birkaç toptan meydana gelen beşikte, bir top kaldırıldığında topa bir enerji yüklenir. Kaldırılan top, diğer topa değeceği sırada bu enerji, kinetik enerjiye dönüşür. Birinci top, ikinci topa değdiğinde momentumu, bu topa geçer. Bu şekilde en son topa kadar geçer. Son top aldığı momentum transferi sonucu havaya kalkar ve aynı şekilde oluşan momentum transferi, bu defa sondan başlayarak ilk topa doğru gider.

Hareketi

Eğer bir bilye çekilip bırakılırsa, düşer ve diğer bilyelere vurduğunda tamamen durur. Dizinin zıt yönindeki son bilye ise ilk çarpan topun hızını alır ve ilk topun izleyeceği şekilde bir kavisle sallanır. Ortadaki bilyeler sabit kalır. Hatta ortadaki toplar sabitlense bile beşik çalışmaya devam eder. Bu da sezgilere aykırıdır – hareket etmeden hareketi iletmek. İlk defa gözlemleyen bir kişi bunu görsel olarak ilgi çekici ve sezgilere aykırı bulabilir. Eğer birisi bir insan kuyruğunun sonundan ileriye doğru ittirirse, sondaki insanın kinetik enerjiye maruz kalacağı yerine bütün insanların ileriye hareketleneceğini düşünür. Aslında meydana gelen şey, ilk darbeden oluşan şokun diğer bilyelerin içinden yayılması. Otobüs kuyruğundaki insanların aksine çelik gibi sert maddeler bu iletimde gayet başarılıdır. Şok dalgası bir vasıtanın içerisinde ses hızıyla hareket eder. Sesin çelik içindeki hızı (ortalama 4699 m/s) havadaki hızından daha yüksektir. İnsan algısı için birkaç santimetre hareket etme süresi çok küçüktür, tıpkı şok dalgası bilyelerin içinden geçerken bilyelerdeki fiziksel bozulmalarda olduğu gibi. Gerçek dünyada bu işlemlerin hiçbiri mükemmel verimlilikte değildir. Kuvvet asılı tellerde, havanın sürtünmesinde ve ses oluşumunda kayıplar verir. Sonuncusu apaçıktır ki bilyelerin çıtlama seslerini duyarız. Salınımın sonlarına doğru ortadaki toplar bile hafiften hareket eder.

Bundan başka ilgi çekici kısım ise aynı anda birden fazla bilyeyi hareket ettirmektir. İki bilye ile zıt yönde tam iki bilye zıplar ve geri gelir. Tatmin edici şekilde simetrik olmasına karşın, zıt yöndeki tek bir bilyenin 2 kat daha hızlı gitmemesinin sebebi momentumun ve enerjinin aynı anda korunumudur.

Reklamlar

Roma Rakamları Nasıl Yazılır?

Roma rakamları
Roma rakamları

Romalılar, Eski Mısırlıların yıllarca önce yaptıkları gibi, önceleri bazı sembolleri tekrarlayarak sayıları tasarladılar.

Bunların nümerik değerleri şöyledir; I=1, V=5, X=10, L=50, C=100, D=500, M=1000

Bugün de zaman zaman kullanılan bu harfler, yan yana getirilerek daha büyük sayılar oluşturulabilir. Mesala “25″,”XXV” şeklinde yazılır.

Bu sayılar yazılırken uyulması gereken bazı kurallar vardır:

  • Bir harf, en fazla üç defa yan yana yazılabilir.
  • Bir harfin sağına, kendisinden daha küçük değerli bir harf gelirse, toplanarak okunur. XI=11 , DCX=610 , LXXVII= 77 gibi.
  • Sol tarafa yazıldığında ise çıkarılır. XC=90, IL=49, CD=400 gibi. Sadece bir harf yazılabilir.
  • Hem sağa, hem de sola daha küçük değerli harfler yazılarak farklı rakamlar yazılabilir. CMLI=951, XLVII=47, CDLV=455 gibi.
  • Roma rakamı ile yazılabilecek en büyük ve en uzun sayı “3888″ dir.(MMMDCCCLXXXVIII)
  • Çok sık olmamakla beraber daha büyük sayılara ihtiyaç hissettiklerinde harflerin değerini “1000″ kat arttırmak için üzerlerine çizgi çizmişlerdir.

Üzerinde çizgi olan harf değerleri de şöyledir; V=5000, X=10000, L=50000, C=100000, D=500000, M=1000000

Dört işlem yapma zorluğu sebebi ile günümüzde fazla kullanılmamaktadır. Bazı usuller geliştirilse de çok büyük sayılara sıra gelince yetersiz kalmaktadır. Ancak yine de bazı kitap sayfalarını numaralandırma, madde işaretleri, saatler gibi kullanım alanları vardır.

Çeviri Programı: Roma rakamları çevirici programını kullanarak istediğiniz rakamın karşılığını hızlı biçimde üretebilirsiniz.

Programı başlatmak için tıklayınız.

İngiltere’de güneş panelleri kömürden çok enerji üretti

Güneş paneli

İngiltere’de güneş paneli kullanan ev sahiplerinin ve şirketlerin sayısı hızla artıyor.

Ülkede bu yıl 6 ay boyunca ilk kez güneş panelleri kömürden yüzde 10 fazla enerji üretti.

Özellikle iklim değişikliği konusunda haberler yayımlayan Carbon Brief adlı internet sitesi, İngiltere’de güneş panellerinin Mart ayından Ağustos ayı sonuna dek 7 bin gigawatt saat elektrik ürettiğini açıkladı.

Bu, kömürün ürettiği 6 bin 300 gigawatt elektrikten yüzde 10 daha fazla.

Ancak uzmanlar, kış aylarında güneş ışığının azalmasının ve ısınma ile aydınlatmaya talebin artmasının tüketicileri kömüre yönlendireceğini söylüyorlar.

‘5 yıl önce düşünülemezdi bile’

Artık sadece internet üzerinden yayın yapan İngiliz Independent gazetesine konuşan Yenilenebilir Enerji Birliği (REA) Başkanı James Court, güneş enerjisinin en ucuz enerji kaynaklarından biri olduğuna dikkat çekti.

James Court, “5 yıl önce güneş enerjisinin kömür enerjisini geçmesi düşünülemezdi bile. İstatistikler ev sahiplerinin ve şirketlerin giderek daha fazla güneş paneli kullandıklarını gösteriyor” dedi.

Court sözlerini şöyle sürdürdü:

“Güneş enerjisine olan talep enerji depolama sistemleri üretildikçe artıyor ama potansiyelini tamamıyla açığa çıkarabilmemiz için hükümetin desteğine ihtiyacımız var.”

İngiliz hükümeti geçen yıl ‘şiddeti azaltılmamış’ kömür enerjisi kullanan elektrik santrallerini 2025 yılına kadar kapatacağını açıklamıştı.

IQ Testleri Hakkında Bilinmeyen ve Merak Edilenler

Güvensek mi güvenmesek mi bir türlü karar veremediğimiz zeka testleri hakkında birçok sorunun cevabını diesel1907 açıklıyor.
iStock.com

hemen hemen herkesin hakkinda soyleyecek bir seyi oldugu, cokca tartisilan bir konudur.

soru: internette bir site buldum, iq testi yaptim ve iq’um 190 cikti. bu ne demek oluyor?

cevap: bu testin ya kendisi ya da skorlandirmasi uydurma demek oluyor. piyasada psikologlar tarafindan kullanilan iq testlerinin buyuk cogunlugunda alinabilecek skorlar 40 ile 160 arasinda degisir. tum sorulari kisa zamanda cevaplarsaniz alacaginiz skor 160 olur, hicbir soruyu cevaplayamazsaniz 40 olur.

soru: peki kac kisi 160 alabiliyor?

cevap: ornegin abd’de ortalama iq 100, standart sapma 15’tir. normal distribution grafigi cizersek nufusun yuzde kacinin hangi araliga dustugunu bulabiliriz. buna gore nufusun %68’lik bir bolumu ortalamanin 1 standard sapma altinda ve ustunde olacaktir, bu da nufusun %68’ini 85 ile 115 iq araligina sokar. turkiye’de ortalama iq abd’ye gore 8-9 puan kadar daha dusuk oldugu icin insanlarin cogu 80 ile 110 araligina dusecektir. 160 iq’daki biri ortalamanin 4 standard sapma uzerindedir ve istatistiksel olarak bu araliga dusecek olan yuzde 0.003’luk bir nufusa tekabul eder. nufusu 300 milyon olan abd’de iq’su 160 olan insan sayisi 9 bin kadar, turkiye’de bu rakam 2 binin altindadir. yani 160 iq’a sahip olan insanlar cok ama cok nadirdir (son 30 yilda universite sinavina girip ilk 65’e giren toplam 2 bin kisiyi dusunun).

soru: iq’nun bilimsel bir yani var midir?

cevap: tabi ki var. su anda ozellikle psikoloji ve sosyoloji gibi alanlarda iq uzerine yazilmis yuzlerce akademik makale bulabilirsiniz. iq insanin hayatindaki bir cok seyi tahmin edebilmektedir. ornegin ortalamaya vurdugumuzda iq’su yuksek olan insanlar daha zengin, daha varlikli, daha egitimli, hapse dusme ihtimalleri daha dusuk, isyerinde daha cabuk yukselen insanlardir. yani bir insanin hayatinda basarili olup olmayacagini belirleyen en onemli unsurlardan biri iq’dur.

soru: einstein’in iq’su 500 diyorlar.

cevap: hangi testten cikmis o sonuc?

soru: benim 6 yasindaki yegenimin iq’su 130, benimki 110 cikti. simdi yegenim benden daha mi zeki?

cevap: genelde cocuklar ve yetiskinler icin farkli iq testleri oluyor ve bunlari birbiriyle karsilastirmak her zaman saglikli sonuc vermez. cocuklarin iq testleri daha cok o cocugun olasi potansiyelini olcer. test sonuclarina bakarak bugun yegenin senden daha zeki midir bilemeyiz ama ilerde seni gecme potansiyeli oldugunu tahmin edebiliriz.

soru: eq buna rakip midir?

cevap: ikisi farkli seyleri olcer ve birbirini tamamlar. nasil a vitamini c vitaminine “rakip” degilse, farkli zeka turleri de birbirine rakip degildir.

soru: benim kansas’ta doktora yapan kuzenim “amerikalilar salak, ortalama iq 70” diyor, dogru mu?

cevap: iq testlerinde abd ortalamasi 100’dur. buna beyazlar, siyahlar, gocmenler…vs dahildir. genelde abd’deki asyalilarin ortalamasi 110 civari, beyazlarin ortalamasi 105 civari, siyahilerin ortalamasi 90 civaridir ama bunun egitim ve maddi olanaklarla sekillendigi dusunuluyor.

soru: iq testlerinde kulturel oge olabilir mi? mesela matematik testi cozerek buyuyen bir insan hayatinda hic matematik testi gormemis birine gore daha yuksek skor almaz mi?

cevap: alir, iq testlerinin en onemli eksikligi de budur.

soru: bazilari “iq hicbir sey ifade etmez, sadece bir rakamdan ibarettir” diyor.

cevap: bu kisilerin kac tanesi bu konuda bilimsel bir arastirma yapmis, kac tanesi testi cozup begenmeyip laf atmis bilinmez ama bu konuda bir suru ciddi arastirma var ve elde edilen sonuclar yukarda saydigim gibi cok ciddi sonuclar. bir insanin hayatta ne kadar basarili olabilecegini belirleyen en buyuk unsurlardan biri (aileden gelen zenginligi, piyango tutmasini….vs saymazsak) oldugu bilinen bir metrik tabi ki sadece bir rakamdan cok daha fazlasidir.

soru: internetteki iq testlerinin hepsi mi kolpa?

cevap: hayir, genelde internette dolasan iq testlerinin cogu orjinal iq testleriyle benzer sorular iceriyor ama cogunun skorlanmasi kolpa. zaten cogu kisinin asiri yuksek puan almasindan bunu anlayabiliyoruz.

soru: eski abd baskani bush’un iq’su 70 midir?

cevap: tahminen hayir.

 

soru: dindar olmayanlar dindarlara gore daha mi zeki diyorsun?

cevap: hayir tam olarak bunu demiyorum. dindar olmayanlarda genelde sorgulama yetenegi (ortalamaya vurdugunuzda – istisnalari olabilir) biraz daha gelismistir, bu da iq skoru olarak yansiyabilir diyorum.

soru: kadinlarin iq’su yuksek erkeklere teklif ettigi dogru mu?

cevap: bu soruya direk cevap vermek zor. bazi kadinlar zeki erkekleri severler, bazi kadinlar basarili erkekleri severler, bazi kadinlar zengin erkekleri severler…vs. eger bir insanin yuksek iq’su onu basarili/zengin…vs yapmissa, o kadinlar gozunde daha cekici hale gelebilir. bu sadece bir tahmin yurutmedir.

soru: ugur boral’in iq’su kac?

cevap: ortalama bir turk futbolcunun cok uzerinde.

soru: elin avrupalisi amerikalisi daha para ustu vermeyi beceremiyor, nasil bizden zeki olabilirler?

cevap: iq para ustu verebilme yetenegini olcmez.

soru: benim cok zeki oldugunu soyleyen bir arkadasim var, daha iskocya’nin baskentini bilmiyor. bu nasil zekilik lan?

cevap: zekilik genel kultur demek degildir. zeka bir insanin ne kadar bildigini degil ne kadar ogrenme kapasitesi oldugunu (tartismaya acik olsa da) olcmeye calisir. einstein’a “senin telefon numaran ne?” demisler, adam “telefon rehberini getir bakayim” demis. sonra elemanlar “ulan koskoca einstein’sin, hayvan gibi zekisin, telefon numarani mi bilmiyorsun?” demisler, o da “telefon numarasini bilmek onemli degil, onemli olan bilgiye en cabuk ve kolay nasil olasabilecegini bilmektir. ben telefon numaramin rehberde oldugunu biliyorum ya, o bana yeter” demis ve ezberci zihniyete lafi koymus. elemanlar boyle lafi yeyince hastahaneye kaldirilip 6 ay yogun bakimda kalmis.

Amensalizm

Amensalizm, türlerden biri zarar görmüş, fakat ikinci türün hiç etkilenmemesi durumu.

Antibiyotik yapan organizmalarla, antibiyotiklerin inhibe ettiği organizmalar arasındaki ilişki amensalizm için iyi bir örnektir. Penicillium denen küfün oluşturduğu penisilin, çesitlibakterilerin üremesine engel olur. Muhtemelen küf, ürettiği antibiyotik sayesinde besin bakımından kendisine rakip olan bakterileri elimine ederek daha fazla besin sağlamış olur. Türler arası ilişkilerden amensalizmde taraflardan biri diğerinin gelişimini engeller. En tipik örneği de ceviz ağacının dibinde hemen hemen hiçbir bitkinin yetişmeyişidir. Ceviz ağacının yaprak ve meyvelerinde üretilip yağmurla toprağa süzülen bir madde olan juglon, diğer bitki türlerinin gelişimini engeller olmaktadır.

Genelde Yalnız Kalındığında Oluşan Kendine Dışarıdan Bakıyormuş Hissi: Depersonalization

Kişi özellikle yalnız kaldığında kendine dışardan bakmaya başlaması durumu. Elleri, kolları, yüzü hepsi birdenbire yabancılaşarak kendini izlermiş gibi bir algı oluşuyor.
iStock.com

gördüğüm kadarıyla her bünyede farklılıklar gösteren bir olgu. “ben illüzyonu”ndan kurtulma hali. çocukluğumdan beri yaşarmışım. deneyimlerim anlık olduğundan hiç üstüne gitmemiştim.

bazen elime falan bakarken başlar, ama bu kafaya bilinçli girerim. bazense sadece masamdaki objeleri incelerken kendi gelir. o yabancılık hissinin yanında beni bir utanç basar. kıçımdan başımdan utanırım. ilk zamanlar biraz gerildiğimi hatırlıyorum. gitsin diye beklerdim öylece. sıcak basardı. sonra eğlenmeye başladım. kendimi (aslında sadece bu yerimde oturan insanı) dışardan görmek, onu incelemek, ona sempati duymak eğlendirdi beni. “ben” demek de ilginç geliyor şu an.

fakat o his geldiğinde kurtulmam hiç zor değildir. televizyona falan bakarken geçer. biri odama girip “n’aber?” derse geçer. aslında bu patalojik olgu benim için sorun değildir yani. şikayetçi değilim. paylaşacak kimsem olmadığı için yazıyorum. yani anlatmaya çalıştım ama şu tarz diyaloglar oldu:

– oğlum sana hiç olmadı mı?
– yok valla öyle bi şey olmadı.
– hani böyle koluna falan bakarken olur. yabancılaşırsın.
– yok ya öyle bi şey olmadı.
– ya hani olur ya böyle; et yığını gibi hissedersin kendini, o kişi değilsindir o an, kendini incelersin, cinsel organından utanırsın falan?
– yok bana öyle bi şey olmadı.

çocukluğumun ve ergenliğimin büyük bir kısmını yalnız geçirdim. sıkıntıdan evde tek başıma yapabileceğim her şeyi yaptım diyebilirim. salon zemininde alkolü yakarak şekiller çizerdim mesela.

yıllar sonra gelen edit: artık hiç olmuyor. çocukluğumu kaybettim galiba.

vevarli • • •

tam olarak kim olduğundan önce ne olduğunu algılamaya çalışma sürecidir. öyle kendini tanıma falan değil, tanımanın ne olduğunu da tanıma eylemidir. ellerine bakarsın, “ben şimdi neyim? el, evet.” gibi şeyler söylersin. inanılmaz yorucu bir iştir. en ilginç yanı da yaşamamış bir insana asla anlatılamayacak olmasıdır. tarif bile edilemiyor. kendinden bir insanın empati kuramayacağı kadar çok uzaklaşıyorsun.

benzetmeye zorlarsam eğer, portakal kelimesini durmadan yirmi kez üst üste söyle. portakal, portakal, portakal, portakal, portakal. ne kadar acayip bir kelime değil mi? portakal, portakal… şimdi bir anda, portakal kelimesi yerine kendini koy ama bunu tekrarlayarak değil bir anda yap. çat diye kendinin (portakalda olduğu gibi) ne kadar acayip bir şey olduğunu fark et. ne çıktı ortaya? yapamadın değil mi? yapamazsın…

edit: tekrar okudum da biraz “acayip kafası var” demişim, övmüşüm gibi durmuş. öyle bir şey söylemeye çalışmadım. ben bunu yaşadığım her seferinde bir daha bilincimi toparlayamayacağım korkusundan titriyorum. kendimi kaybetmiş hissediyorum elim ayağım boşalıyor korkudan, birilerinin yanına koşuyorum. öyle astral seyahat falan gibi bir şey değil. gerçekten yaşanmaması gereken bir şey.

metafor yapim teknikleri • • •

kendini olduğundan farklı ve yabancı algılamak..kendi bedeninin içinde yaşarken, kişiye aslında öyle değilmiş gibi gelmesi, kendine dışarıdan bakıyormuş hissi ve rahatsızlığı. ayrıca travmatik stres bozukluğu belirtilerinden biridir.
(bkz: travma sonrasi stres bozuklugu)

bonus;
(bkz: derealizasyon)

morgan le fay • • •

genellikle çocuklukta yaşanan travmalara karşı geliştirilmiş bir savunma mekanizmasıdır.yaşadığı büyük olumsuzluktan kaçış yolunu bulamayan çocuğun beyni, bulunduğu ortamı gerçek değilmiş gibi göstererek bireyin yaşadığı kötü olayla baş edebilmesini sağlar. ilerleyen yaşlarda kişi her kaygı/stres anında istemsiz olarak bu savunma mekanizmasını kullanabilir yani depersonalizasyon yaşayabilir.

En Büyük Organımız Deri Hakkında Birtakım İlginç Bilgiler

Altında barındırdığı kas ve organları koruyan, vücudumuzun en üst katmanı olan deri hakkında okuduğunuzda şaşıracağınız bazı enteresan bilgiler.

– deri bir organdır.

– üstelik deri en büyük organımzıdır.

– derimiz çekilip yayılırsa 2 metrekare alana sahiptir.

– deri vücut ağırlığımızın %15 ini ifade eder.

– vücudun her yerinde deri kalınlığı birbirinden farklıdır.

– en ince deri göz kapağında bulunur (0.02 mm)

– en kalın deri ayak tabanındadır (1.4 mm)

yara kabuğunda ter ve kıl hücresi bulunmaz.

– vücut kılları 2-6 yıl boyunca büyüyebilir

– her insan günde 20-100 arası kıl döker.

evimizdeki tozun %50’si insan derisidir.

– her 28 günde bir tüm derimiz kendisini yeniler. her dakikada 30 bin ölü deri hücresi dökülmektedir.

– ter normalde kokusuzdur. tere kokuyu veren bakterilerdir.

– deri üzerinde 1000‘den farklı çeşit mikrop barınır. ayak tabanında ise 14 farklı mantar üreyebilir.

– derimiz üzerindeki toplam mikrop sayısı 1.000.000.000.000 adettir. (1 trilyon )

– kulak kiri, kulak içindeki hücrelerce üretilen özel bir ter şeklidir.

– gözün üzerindeki deri renksiz ve saydamdır. göz rengini de deri rengini de melanin pigmenti verir.

100 erkekten birinde akne gelişirken bu oran kadınlarda 20’de 1’dir.

bazı vitaminlerin deriye etkileri:

a vitamini: güneşin verdiği hasar ve selüliti iyileştirir.
d vitamini: derideki istenmeyen nokta ve büyümeleri düzeltir.
c vitamini: e vitamini üretimini sağlayarak antioksidan etki ile güneşten korur.
e vitamini: antioksidan etki ile güneşin zararlı etkilerinden korur ve gençleştirir.